The news is by your side.

- Advertisement -

Türk Edebiyatının Dönemleri

Türk Edebiyatının Dönemleri

türk edebiyatı dönemleri
 

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

Türklerin bilinmeyen bir geçmişten, İslam dinini kabul ettikleri döneme kadar sürdürdükleri edebi dönemdir. İslamiyet öncesinde gelişen edebiyat sözlü ve yazılı olmak üzere iki döneme ayrılır.
 

1. Sözlü Türk Edebiyatı

Sözlü Türk edebiyatı, Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları daha doğrusu elimizde herhangi bir yazılı eserin bulunmadığı dönemdeki edebiyattır. Bu dönemde edebi ürünler (koşuk, sav, sagu ve destan) sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür.

Sözlü Edebiyat Dönemi’nin Genel Özellikleri

⇒ Bu dönemde edebi tür olarak şiir ön plandadır.

⇒ Şiirlerde dörtlük nazım birimi kullanılmıştır.

⇒ Şiirler, milli hece ölçüsüyle söylenmiştir.

⇒ Şiirler, kopuz adı verilen çalgı eşliğinde söylenmiştir.

⇒ Şiirlerde yabancı etkilerden uzak, arı bir Türkçe söz konusudur.

⇒ Bu dönem şiirlerinin temel konusu aşk, tabiat ve ölümdür.
⇒ Bu dönemdeki edebi ürünler anonimdir.

⇒ Sözlü edebiyat ürünleri ozan, kam, baksı, şaman adı verilen şairler tarafından söylenmiştir.
 

2. Yazılı Edebiyat Dönemi

Türk edebiyatının yazıyla takip edilebilen dönemi 8. yüzyılda II. Göktürk Devleti döneminde diktirilen Göktürk Kitabeleri (Orhun Abideleri) ile başlamaktadır. İslamiyet önceki Türk edebiyatının ilk yazılı örneklerinin verildiği bu dönem kendi içerisinde “Göktürk Dönemi” ve “Uygur Dönemi” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

a. Göktürk Dönemi Yazılı Edebiyatı: Türk edebiyatında edebi nitelik taşıyan ilk yazılı eser, 731-736 yılları arasında taşlara yazılmış olan Orhun Yazıtları’dır. Yazıtlar günümüzde Moğolistan sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bilge Kağan (Göktürk kağanı), Kültigin (Bilge Kağan’ın kardeşi) ve Tonyukuk (Vezir) tarafından diktirilen bu yazıtlarda Çinlilerle yapılan savaşlar, Çin entrikaları ve gelecek nesillere öğütler yer almaktadır. Ayrıca bu yazıtlar Türk adının geçtiği ilk yazılı belgelerdir. Yazıtlar Göktürk alfabesiyle yazılmıştır.

b. Uygur Dönemi Yazılı Edebiyatı: Göktürk Devleti yıkıldıktan sonra kurulan Uygur Devleti döneminde de yazılı edebiyat devam etmiştir. Bu dönem yazılı ürünlerinde (Irk Bitig, Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Kalyanamkara ve Papamkara) daha çok Maniheizm ve Budizm ele alınmış, bu inançların öğretilerinden bahsedilmiştir. Ayrıca Uygur dönemi eserleri Göktürk eserlerinden farklı olarak yazıt şeklinde değil, kitap şeklinde tertip edilmiştir.
 

İslamiyet Etkisinde Oluşan Türk Edebiyatı

Türkler İslamiyet’le tanıştıktan sonra 10. yüzyılda, kitleler halinde İslamiyet’i benimsemişlerdir ve bu durum her alanda olduğu gibi edebi hayatta da birtakım değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Karahanlı Devleti döneminde İslamiyet devletin resmi dini olarak kabul edilmiştir. İlk Türk-İslam ürünleri de bu dönemde yani X-XI. yüzyılda verilmeye başlanmıştır. Bu dönemle birlikte edebi ürünlerde Arapça ve Farsçanın etkili olduğu bir dil kullanılmıştır.
 

1. İlk İslami Ürünler (Geçiş Dönemi)

Kutadgu Bilig: Yusuf Has Hacip tarafından yazılan bu eserde, devlet yönetiminin nasıl olması gerektiği ele alınmıştır. Didaktik bir eser olan Kutadgu Bilig aynı zamanda Türk edebiyatındaki ilk mesnevi örneğidir.

Divanü Lügati’t-Türk: Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçe öğretmek ve Türkçenin Arapçadan üstün bir dil olduğunu göstermek amacıyla Arapça yazılmış bir eserdir. Sözlük şeklinde kaleme alınan bu eser, Türkçenin bilinen en eski sözlüğüdür.

Atabetü’l-Hakayık: Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır. Eserde bilginin ve bilgili olmanın faydaları, cehaletin zararları, cömertlik, cimrilik gibi konularda dini ve ahlaki öğütler yer almaktadır.

Divan-ı Hikmet: Ahmet Yesevi’nin “hikmet” adı verilen tasavvufi şiirlerinden oluşan bir eserdir. Bu şiirler dörtlük esasına göre ve hece ölçüsüyle yazılmıştır.
 

2. Divan Edebiyatı (Klasik Edebiyat – Yüksek Zümre Edebiyatı)

İlk örnekleri 13. yüzyılda verilen divan edebiyatının Hoca Dehhani ile başladığı kabul edilir. Bu edebiyat “Klasik Türk Edebiyatı” ya da “Yüksek Zümre Edebiyatı” olarak da adlandırılmıştır. Divan edebiyatının genel özellikleriyle ilgili şunlar söylenebilir:

⇒ Süslü ve sanatlı bir dil kullanılmıştır. Arapça ve Farsça kelimeler ağırlıktadır.

⇒ Soyut kavramlar, imgeler ve hayaller şiirin vazgeçilmezleri arasındadır.

⇒ Halktan kopuk, sosyal olaylardan uzak, bireysel bir edebiyattır.

⇒ Sanat için sanat anlayışı ön plandadır.

⇒ Nazım gelişmiştir; nesir, nazma göre geri plandadır. Gazel, kaside ve mesnevi en çok kullanılan şiir şeklidir.

⇒ En fazla ele alınan konular aşk, meyhane, şarap, sevgilinin güzelliği, ayrılık acısı, tabiat güzellikleri gibi bireysel konulardır.
⇒ Aruz vezni kullanılmıştır.

⇒ Şiirlerde kullanılan nazım birimi beyittir.

⇒ Şiirlerin başlığı yoktur. Şiirler, yazıldığı nazım biçiminin adıyla anılmıştır.

⇒ Şiirlerde genellikle tam ve zengin uyak kullanılmıştır.
 

3. Halk Edebiyatı

İslamiyet’ten önceki Türk edebiyatının devamı niteliğindedir. Bu dönemde halk şairlerine “aşık” adı verilmiştir. Aşıklar saz eşliğinde ve doğaçlama bir şekilde şiir söylemişlerdir. Bu edebiyatın genel özellikleriyle ilgili şunlar söylenebilir:

⇒ Bu dönem şiirleri dörtlük nazım birimiyle ve hece ölçüsüyle söylenmiştir.

⇒ Halkın konuştuğu dille eserler verilmiştir.

⇒ Daha çok sözlü geleneğe dayalıdır.

⇒ Şiirler genellikle yarım uyaklıdır.

⇒ Şiirlerde aşk, ölüm, hasret, ayrılık, doğa sevgisi,  yiğitlik konuları işlenmiştir.

⇒ Anlatımda kapalılıktan uzak durulmuş, anlaşılırlık ön plana çıkarılmıştır.
 

Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

19. yüzyılın başlarında II. Mahmut’un başlattığı Batılılaşma hareketi ile Osmanlı yüzünü Avrupa’ya çevirmiştir. II. Mahmut’un ölümünden sonra oğlu Sultan Abdülmecit 1839 yılında Tanzimat Fermanı’nı ilan ederek sosyal yaşamda, siyasi düzende, hukukta, orduda, ekonomide ve eğitimde kapsamlı bir yenilik ve modernizm getirmeyi amaçlamıştır. Bu dönemde edebiyatımızda da divan edebiyatının etkisi yavaş yavaş kaybolmaya başlamış ve Batı etkisinde, özellikle de Fransa merkezli, yeni bir edebiyat ortaya çıkmıştır. Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı kendi içinde alt dönemlere ayrılmaktadır. Bu alt dönemlerin özellikleriyle ilgili kısaca şunlar söylenebilir:

1. Tanzimat Edebiyatı Dönemi: Roman, hikâye ve tiyatro gibi edebi türlerin edebiyatımıza girdiği ve bu türlerin ilkyerli örneklerinin verildiği dönemdir.

2. Servetifünun Edebiyatı Dönemi: Edebiyatı Cedide olarak da bilinen bu dönem yenileşmenin devam ettiği dönemdir.

3. Fecriati Edebiyatı Topluluğu: Değişiklik ve yeniliğin sürdürülmek istendiği bir dönem olmasına rağmen sönük geçmiştir. Fecriati topluluğu Türk edebiyatında bir bildiri yayımlayarak sanat ve edebiyatla ilgili görüşlerini bu bildiride açıklayan ilk edebi topluluktur.

4. Milli Edebiyat Dönemi: Edebiyatta yerlileşmenin görüldüğü ve öze dönme fikrinin savunulduğu dönemdir. Türkçülük düşüncesi hakimdir.

5. Cumhuriyet Edebiyatı Dönemi: Birçok farklı edebiyat ekolünün bir arada olduğu, 1923’te başlayıp günümüze kadar devam eden dönemdir.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

Yoruma kapalı.