Serveti Fünun Edebiyatının Oluşumu ve Genel Özellikleri

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on email
Serveti Fünun Edebiyatının Oluşumu

Serveti Fünun Edebiyatının Oluşumu ve Genel Özellikleri

Bu edebiyat, Recaizade Mahmut Ekrem’in yol göstermesiyle, Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan gençler tarafından yürütülen bir harekettir. Tevfik Fikret’in bu derginin yazı işleri müdürlüğüne getirilmesiyle başlar.

Bir diğer adı da Edebiyat-ı Cedide olan bu dönemin ana karakteri çağdaş Fransız edebiyatına benzer eserler vermektir. Örnek aldıkları Fransız sanatkarları ise roman ve öyküde realist ve natüralistlerdir. Aynı grubun şiirde yaptığı yenilikler parnas ve sembolist şairlerden izler taşır.

Servet-i Fünuncular kendilerinden öncekileri Avrupa’yı yeterince takip etmemekle, ilkel ve yetersiz olmakla suçlamışlardır. Divan edebiyatını küçümsemişlerdir.

Servet-i Fünuncuların diğer önemli özellikleri ise çok az bir topluluğa seslenebilmeleridir. Gerek dil anlayışları, gerekse sanata bakışları onların bir salon edebiyatı oluşturmalarına neden olmuştur.

 

Dönemin Siyasî Durumu

II. Abdülhamit tahta çıktığında (1876-1908), Osmanlı Devleti büyük bir bunalım içindeydi. Milliyetçi akımların etkisiyle Balkanlar’da ayaklanmalar birbirini izliyordu. Yurt içinde meşrutiyet yanlısı görüşler güçleniyordu. Abdülhamit tahta çıkar çıkmaz, 23 Aralık 1876’da, Osmanlı’nın ilk anayasası olan Kanun-ı Esasi’yi ilan etti. Meclis-i Meb’üsân ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan ilk Meclis, 19 Mart 1877’de açıldı. Böylece I. Meşrutiyet Dönemi başladı.

Bu arada Fransız İhtilali’nden sonra bütün dünyayı saran “hürriyet, milliyet ve istiklal” akımlarının, özellikle Batılı büyük devletlerin çabalarıyla hızla gelişmesi, Osmanlı idaresini zor durumda bırakıyordu. II. Abdülhamit, “özgürlükleri kısıtladığı” gerekçesiyle ciddi şekilde eleştiriliyordu. Onun yönetim tarzı, gençler üzerinde “ruhsal bunalımlar” yaratmıştı. Gençler, diğer aydınlarla buluşup gizli dernekler kuruyor ve mücadelelerini yasadışı olarak yürütmeye çalışıyorlardı. Bu aydınlara da “Jön Türkler” (Genç Türkler) deniyordu.

Bu dönemde II. Abdülhamit, Yıldız Sarayı’nda yeni bir yönetim oluşturmuş, mutlak bir disiplin mekanizması kurmuştu. Aydınlar İstanbul’dan uzaklaştırılırken; kitaplar, gazeteler, dergiler sansürden geçiriliyor, özgürlük konusuna yoğunlaşanlar her türlü baskı ve yıldırma hareketine maruz kalıyordu. Bu durum aydın ve sanatçıları toplumsal konulardan gittikçe uzaklaştırmış ve edebiyatta bireysellik Ön plana çıkmıştır.

 

Servet-i Fünun Dergisi

Servet-i Fünun dergisi, Ahmet İhsan Tokgöz tarafından 1891’de çıkarılmıştır. Dergi ilk başlarda bilimsel konulara odaklanmıştır. O dönemde yayın hayatını sürdüren bir başka dergi olan “Malumat”ta, Recaizade Mahmut Ekrem’in “Şemsa” adlı öyküsü izinsiz olarak yayımlanır. Yazar da bu durumu Servet-i Fünun dergisinde eleştirir. Bu sırada derginin sahibi Ahmet İhsan Tokgöz ile Mekteb-i Mülkiye’den hocası olan Recaizade Mahmut Ekrem arasında bir yakınlaşma olur.

Ahmet İhsan, derginin edebiyat dergisi olması için Recaizade Mahmut Ekrem’den yardım ister. Ekrem de Galatasaray Lisesi’nden öğrencisi olan Tevfik Fikret’i bu konuda görevlendirir. O dönemde diğer dergilerde eser veren genç sanatçılar da Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanır.

Böylece Edebiyat-ı Cedide hareketi, Tevfik Fikret’in 7 Şubat 1896’da o zamana dek 256 sayı yayımlanan ve magazin ağırlıklı bir fen (bilim) dergisi olan Servet-i Fünun dergisinin yazı işleri sorumluluğunu üstlenmesiyle başlar.

 

Eski – Yeni Tartışması

Serveti-i Fünun edebiyatının doğmasında Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasındaki “’eski-yeni” tartışması çok önemli bir rol oynamıştır.

Muallim Naci, eski edebiyata karşı daha “ılımlı” duruyordu. Yeni edebiyata geçişin yavaş ve doğal bir süreçte olması gerektiğini savunuyordu. O, “eski-yeni sentezi”nin gerçekleştirilmesi amacıyla, eski edebiyatın üstün yönlerine de sadık kalınması gerektiğine inanıyordu. Yerli ve millî niteliklerle donanmış bir yeni edebiyat düşüncesini dillendiriyordu. Türk edebiyatının kökten değil, kısmî bir şekilde modernleştirilmesine taraftardı. Ortada durup, iki tarafın da güzelliklerinden yararlanılması gerektiğini düşünüyordu. Ancak “yeni”ye daha hoşgörülü davranan sanatçıları eleştirmekten de geri kalmıyordu. Recâîzâde Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit’in edebiyatta “biçimi” ve “sağlam üslubu” pek umursamayan yaklaşımlarını eleştiriyordu. Bu nedenle, rakipleri tarafından “eski edebiyatın temsilcisi” olarak algılandı.

Bazı genç sanatçılar da eski edebiyatın savunucusu zannettikleri Muallim Naci’ye karşı, yeni edebiyatın kesin ve sert bir savunucusu olarak görülen Recaizâde’nin tarafını tutuyordu. Bunda Recâîzâde’nin, kendisini “yeni” edebiyatın üstadı görmesinin de büyük etkisi vardı. Recaizâde Mahmut Ekrem, Muallim Naci’nin şiirlerini, sadece estetiği öne çıkardığı gerekçesiyle ağır şekilde eleştiriyordu.

 

Tanzimat Servet-i Fünun Farkı

Özellikle birinci dönem Tanzimatçıları siyasetle de ilgilenmişlerdir. Edebiyatı, toplumu dönüştürmenin bir aracı olarak görmüşlerdir. Bu bağlamda, edebiyatta zevk ve estetiği değil; yararlılığı ön plana çıkarmışlardır. “Hürriyet, adalet, eşitlik, görücü usulüyle evlenmenin yanlışlığı, gazetenin gerekiliği’ gibi toplumsal konuları işlemişlerdir. Oysa Servet-i Fünuncuların ortaya çıktığı dönemde siyasi ortam gergindi. Devletin birliği ve bütünlüğünü koruma gerekçesiyle basın yayına sansür uygulanmaktaydı. Bu nedenle Servet-i Fünuncular siyasetten uzak durmuşlar, devrin sosyal problemleri üzerinde Tanzimat Döneminde olduğu kadar duramamışlardır. “Sanat, sanat içindir.” ilkesi etrafında ürünler vermişlerdir. Sonuçta Servet-i Fünun dergisinde bir araya gelen edebiyatçılar sanatta faydayı değil, estetik zevki ön plana çıkarma eğiliminde olmuşlar, bireysel konuları ele almışlardır. Tanzimat edebiyatıyla Servet-i Fünun edebiyatını hazırlayan sebepler arasındaki en önemli farklılık, Servet-i Fünuncuıarın, Tanzimat’la başlayan yeniliklerin fikri, edebî alanda ve toplumda kabul görmeye başlamasından sonra ortaya çıkmış olmalarıdır.

Servet-i Fünuncular Batı kaynaklı nazım biçimleriyle; halktan kopuk, anlaşılması zor, süslü ve sanatın bir dille ve Fransız edebiyatında ortaya çıkan realizm, natüralizm ve parnasizm akımlarının etkisiyle ürün verme yoluna gitmişlerdir.

Servet-i Fünun Topluluğunun Oluşumu

Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasındaki eski-yeni tartışması kısa sürede gruplaşmalara sebep olmuştu. Yeni bir edebiyat oluşturmak isteyen Recaizade Mahmut Ekrem, bunu ancak bir topluluk oluşturarak sağlayabileceğini düşündü. Tevfik Fikret’in Servet-i Fünun dergisinin başına geçmesiyle bir yayın organına da kavuşan Recaizade Mahmut Ekrem, kendisini destekleyen gençleri bu derginin etrafında birleştirdi. Böylece Servet-i Fünun topluluğu oluştu. Bu topluluğun sanatçıları arasında Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmed Şuayb, Hüseyin Sîret, Hüseyin Suat Yalçın, Ali Ekrem, Süleyman Nesip, Süleyman Nazif, Ahmet Reşit, Faik Ali, Celal Sahir sayılabilir.

Servet-i Fünun Sanatçılarının Genel Özellikleri

Servet-i Fünun topluluğunu oluşturan gençler iyi eğitimliydi. Hepsi Fransızca biliyor, Batı edebiyatını yakından takip ediyorlardı. Bu yüzden Fransız edebiyatının anlatım ve biçim özelliklerinden etkilenmişlerdi. Doğu kültüründen ve edebiyatından uzak kalmışlardır. Tanzimat dönemi sanatçılarında görülen Divan edebiyatı etkisinden tamamen uzaktırlar.

Servet-i Fünuncular, baskıcı olarak nitelendirdikleri Osmanlı sarayının yönetim biçiminden çok etkilenmişlerdir. Bu yönetim biçiminin, devleti koruma adına özgürlükleri kısıtlama anlayışı, genç sanatçıların ruhunda önemli yaralar açmıştır. Onları bunalıma sürüklemiştir. İstanbul onları sıkmış, bunaltmıştır. Bu bunalımlardan kurtulmak için İngilizlerin sömürgesi olan Yeni Zelanda’ya göçmen olarak gitmek, oraya yerleşmek hayalleriyle avunmuşlardır. Bunun gerçekleşmeyeceğini anlayınca da arkadaşları olan Hüseyin Kâzım’ın, Manisa’nın Sarıçam köyündeki çiftliğine bir köşk yaparak orada yaşamak istemişlerdir.

Servet-i Fünün sanatçılarının çoğu, ruhen birbirlerine yakın, içe kapanık, gelecek konusunda karamsar, ağırlaşan siyasi şartlar karşısında bıkkın, doğrudan bir mücadeleyi göze alamayacak kadar çekingen insanlardı.

 

Servet-i Fünun Topluluğunun Dağılması

1896’da yolan çıkan Servet-i Fünün sanatçıları birkaç yıl sonra kendi aralarında bazı anlaşmazlıklar yaşamaya başladılar. Bazı eksiklikleri, yanlışlıkları dile getirdiler. İçeriden gelmeye başlayan bu eleştirilere önceleri tahammül gösterildiyse de, Ali Ekrem’in “Şiirimiz” adlı eleştirisi, çok sert ve fazla kişisel bulunduğundan, dergi Kasım-Aralık 1900’de bazı değişikliklerle basıldı. Bu yazısından dolayı, arkadaşlarından sert tepkiler alan Ali Ekrem, dergiden ayrıldı. Onu Ahmed Reşid, Sâmîpaşazâde Sezâî ve Menemenlizâde Mehmet Tâhir takip etti. Böylece topluluk büyük bir yara almış oldu.

1901 yılının başlarında yönetimle ilgili bir konu yüzünden Ahmet İhsan ile Tevfik Fikret’in arasında anlaşmazlıklar çıktı. Tevfik Fikret’in dergiden ayrılması üzerine Servet-i Fünün ciddi bir bunalımın içine düştü. Tevfik Fikret’in yerine yazı İşlerini üstlenen Hüseyin Cahit, durumu bir süre idare etti. Ancak Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransız İhtilali’ni konu alan “Edebiyat ve Hukuk” adlı çevirisinin 16 Ekim 1901’de Servet-i Fünün’da yayımlanması üzerine, dergi II. Abdülhamit tarafından kapatıldı ve sorumlular mahkemeye verildi. Mahkeme tarafından suçsuz bulunan Servet-i Fünün, kapatılmasından bir ay sonra, 5 Aralık 1901’de tekrar yayımlanmaya başlandı. Ancak Hüseyin Cahit yazı işleri müdürlüğünden ayrıldı.

İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Servet-i Fünün, gazete olarak yeniden çıkmış, sonra da haftalık dergiye dönüşmüştür. Servet-i Fününcular II. Meşrutiyete kadar pek az eser yayımladılar. Ama bu arada koşullar değişmiş ve yeni bir nesil yetişmişti. Siyasal koşullar ağırlaşmış, sanatçıların bir kısmı, resmî görevlerle İstanbul’dan uzaklaştırılmıştı. Servet-i Fününcular, karamsar, bezgin bir ruh hâline sahip oldukları için bu durumdan çok etkilendiler. Aralarındaki tartışmalar yüzünden birbirlerinden soğudular. Bir daha toplanamadılar. Servet-i Fünün devri böylece kapanmış oldu.

Diğer Konu Başlıkları


Serveti Fünun Şiiri Özellikleri Kısaca
Serveti Fünun Nazım Şekilleri Kısaca
Servet i Fünun Roman ve Hikâye Türünün Özellikleri
Servet i Fünun Genel Özellikleri Maddeler Halinde Kısaca
Serveti Fünun Dönemi Öğretici Metinler Özellikleri Türleri

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İLGİLİ YAZILAR

TYT Deneme Sınavları PDF İndir
Araştırma
Editör

TYT Deneme Sınavları PDF İndir (2022)

TYT Deneme Sınavları PDF İndir (2022) konu başlığı altında sizler için Üniversiteye giriş ilk sınavı olan TYT için, farklı kaynaklardan derlediğimiz  PDF formatında deneme sınavlarını