Serveti Fünun Dönemi Öğretici Metinler Özellikleri Türleri

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on email
Serveti Fünun Dönemi Öğretici Metinler Özelliği

Serveti Fünun Dönemi Öğretici Metinler Özellikleri Türleri

Servet-i Fünun döneminde Batı edebiyatı çok yakından izlendiği için, Batıdan alınan türlerde olsun, eskiden de var olan türlerde olsun teknik açıdan Batılı örneklerini aratmayacak öğretici metin örnekleri verilmiştir. Bunların başında gezi yazıları, hatıralar, makaleler yanında özellikle edebi tenkit türünde başarılı örnekler verilmiştir. Bunların özelliklerini ayrı ayrı görelim:

Gezi Yazısı

Türk edebiyatında gezi yazısı geleneği öteden beri vardır. Bu türde eser veren yazarların en önemlisi “Seyehatname”nin yazan Evliya Çelebi’dir (1611-1685). Ancak Servet-i Fünun’a kadar yazılan gezi yazılarının edebî yönü zayıftır.

Servet-i Fünun Döneminde edebiyata sansür uygulanıyordu. Seyehat özgürlüğü sınırlıydı. Buna rağmen, gerek sürgüne gönderilen gerekse II. Abdülhamit yönetiminin baskılarından kaçan sanatçıların, gittikleri yerlerle ilgili yazdıkları yazılardan oluşan gezi yazısı türünde eserler vardır.

Servet-i Fünuncular, görevli veya sürgün olarak gittikleri Doğu’yu ya da merak için, okurlarına tanıtmak için gittikleri Batı’yı eserlerinde anlatmışlardır.

Bu dönemdeki öğretici yazıların dili, şiire göre yalın; ancak konuşma dilinden uzak ve sanatlıdır.

Servet-i Fünun gezi yazılarında dönemin zihniyetinin de etkisi vardır. Sanatçılar, Batı’yı görmek, tanımak, öğrenmek ve birikimlerini yansıtmak istemişlerdir. Bu istek, kimi eserleri doğurmuştur.

Servet-i Fünun döneminde gezi türünde Ahmet İhsan Tokgöz’ün “Avrupa’da Ne Gördüm”; Cenap Şahabettin’in “Hac Yolunda”, “Avrupa Mektupları”, “Afâk-ı Irak” adlı eserleri vardır. Cenap Şahabettin’in “Suriye Mektupları” adlı eseri de gezi yazısı niteliklerine sahiptir.

⇒ Gezi yazısı hakkında daha fazla bilgi almak için Gezi Yazısı Nedir? sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

 

Edebi Tenkit

Türk edebiyatında Tanzimat’la başlayan “eski-yeni” tartışması, tenkit türünün gelişmesine katkı yapmıştır. Servet-i Fünuncular öncekilerin tenkit anlayışını kusurlu bularak yeni bir tenkit anlayışı geliştirmek istemişlerdir. Batı tarzında tenkitler yazmışlardır. Tenkide edebî bir tür niteliği kazandırmışlardır.

Servet-i Fünuncular kendilerine yöneltilen eleştirileri cevaplamak, kendi edebiyat anlayışlarını açıklayıp tanıtmak, Batı edebiyatı hakkında değerlendirmeler yaparak edebî akımlar hakkında bilgi vermek amacıyla edebî tenkitler kaleme almışlardır.

Onların tenkit anlayışında “sanat için sanat anlayışını esas almak, dönemin koşullarını ve zamanın değiştirici rolünü kabul etmek, diğer bilimlerden yararlanmak” gibi ilkeler söz konusudur.

Servet-i Fünun Döneminde edebiyat ve sanat tartışmaları daha çok, “Dekadanlık, Batı taklitçiliği, dilin ağır olması. halktan kopuk bir edebiyat oluşması” gibi noktalarda yoğunlaşmıştır.

Servet-i Fünuncular, edebiyatı estetik bir varlık olarak ele almışlar; tenkit yazılarında “estetik, edebiyat. edebî zevk” gibi konulara değinmişlerdir. Ancak eser ve yazar tenkidinde zayıf kalmışlar; sanatçının hayatı, çevre koşulları gibi, eserin dışındaki konularla da ilgilenmişlerdir.

Yazarla ilgili kişisel izlenimlerini gizlememişlerdir.

Arapça ve Farsçayı, Türkçenin kaynakları arasında görmeleri, dil ve üsluplarını anlaşılmaz hâle getirmiştir.

Tenkit anlayışlarında bir birlik oluşturamamışlardır.

Servet-i Fününcular, edebî tenkitte “tarihçi tenkit” metodunun ilkelerine bağlı kalmaya çalıştılar. Hippolyte Taine (İpolit Ten) tarafından sistemleştirilen bu tenkit metodu, “ırk, çevre, zaman” formülüyle özetlenebilir. Taine’e göre edebiyat, toplumun ifadesidir. Ona göre, toplumu anlamak için önce o toplumun edebiyatı araştırılmalıdır. Yazarlar, binlerce değişik nedenin bir sonucudur. Bu bağlamda, inceleme yapılınca anlaşılır ki yazar önce “ırk”ının, sonra içinde yaşadığı “çevre”nin ve “zaman”ının ürünüdür. İşte edebî tenkitte her şeyden önce bunlar ele alınmalıdır. Bunlar iyice anlaşılmadan herhangi bir yazar anlaşılamaz.

Servet-i Fününcular edebî eserde estetik bir amaç ararlar. Onları kendilerinden Önceki edebiyatçılardan ayıran niteliklerden biri de edebî eser karşısındaki tavırlarıdır. Onlar edebî zevkin değişmesini ele almışlar, edebî zevkin zamana bağlı olarak değiştiğini söylemişlerdir. Edebiyatın yararlılık amacının olmadığını, ahlakçı bir gaye gütmediğini ısrarla vurgulamışlardır. Onlara göre, bir edebiyatın nasıl olduğunu öğrenmeden önce, ne olduğunu bilmek gerekir. Edebiyatın ruhu demek olan tenkidin görevi, edebiyatın ne olduğunu, ne olması gerektiğini araştırmak ve açıklamaktır. Onlara göre, her edebî çevre, bir öncekinin tenkidiyle hazırlanır. Servet-i Fününcular bu görüşten hareket ederek Batı tenkidini bilmek gerektiğini savunmuşlardır.

Bu türde Ahmet Şuayb’in “Müsâhabe-i Edebiye”, Cenap Şahabettin’in “Biraz Psikoloji” ve “Müntekid-i Hakîkî”, Mehmet Rauf’un “Şu Tenkid Meselesine Dair”, Tevfik Fikret’in “Münâkaşâtımızda Ne Eksik” adlı yazıları vardır.

Bu dönemde Hüseyin Cahit Yalçın, Servet-i Fünunculara yapılan saldırılara verdiği cevaplarla Öne çıkmıştır. Bu polemiklerinin bir kısmını “Kavgalarım” adlı kitabında toplamıştır.

Bu topluluk içinde edebî çalışmalarını yalnız tenkit alamında toplayan tek sanatçı Ahmed Şuayb’dir. O, Servet-i Fünun dergisinin “Esmar-ı Matbuat” köşesinde bu türün başarılı örneklerini vermiştir. Bu yazılarını “Hayat ve Kitaplar” adlı eserinde toplamıştır. Servet-i Fünuncuları içeriden eleştiren ilk sanatçı da o olmuştur.

Hatıra (Anı)

Servet-i Fünun’a kadar hatıra, edebiyatımızda yazınsal değerde bir tür değildi. Yazınsal değerdeki ilk hatıraları bu dönemde Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır.

Bu dönemdeki hatıraların dili, dönemin şiirlerine göre yalın, ancak konuşma dilinden uzaktır. Şiirlerinde sosyal ve siyasal konulardan uzak duran sanatçılar, hatıralarında dönemin sosyal ve siyasal olaylarına ışık tutmuşlardır.

Dönemin edebiyat dünyasının perde arkasını, yapılan tartışmaları da bu hatıralardan öğrenmek mümkündür. Bu bakımdan özellikle hatıra ve gezi yazıları, kendilerinden sonraki dönemler için birer tarihî belge niteliği taşır.

Bu dönemde hatıra türünde Halit Ziya Uşaklıgil’in “Kırk Yıl”, “Saray ve Ötesi”; Ahmet İhsan Tokgöz’ün “Matbuat Hatıralarım”; Mehmet Rauf’un “Edebî Hatıralar”; Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Siyasal Anılar” ve “Edebiyat Anıları” adı eserleri vardır.

Tanzimat İle Servet-i Fünun Dönemi Öğretici Metinlerinin Farkları

» Tanzimat edebiyatı halktan kopuk değildir. Bu dönemde sosyal ve siyasal gündem yakından izlenmiştir. Bu nedenle Tanzimat Döneminde toplumsal konular; Servet-i Fünun Döneminde daha çok, bireysel ve edebî konular işlenmiştir.

» Tanzimatçılar “eşitlik, hürriyet, hak, adalet” gibi konuları, Servet-i Fünuncular ise sanatsal ve bireysel ait konuları ele almışlardır.

» Tanzimat Döneminde verilen eserlerde toplumsal fayda; Servet-i Fünun’da ise daha çok bireysellik öne çıkmıştır.

» Tanzimat döneminde makale ve tenkit; Servet-i Fünun Döneminde ise edebî tenkit, gezi yazısı ve hatıra gibi öğretici metin türlerine yoğunlaşılmıştır.

» Tanzimat Dönemi öğretici metinleri gazete etrafın da; Servet-i Fünun Döneminde ise bu metinler dergi etrafında gelişmiştir.

» Servet-i Fünucular dergi etrafında toplanarak sadece belli bir zümreyi ilgilendiren konulara eğilmişlerdir.

» Edebiyat-ı Cedideciler, Servet-i Fünun dergisini edebî bir merkez olarak kullanmışlardır. Onlara karşı çıkan topluluklar da kendi dergilerinde etkinliklerini sürdürmüşlerdir. Bu bakımdan Tanzimat’ta gazete ön plandayken, Servet-i Fünun Dönemi’nde dergi, edebî görüş ve çalışmaların merkezi olmuştur.

» Servet-i Fünun Dönemi öğretici metinlerinin yapısı düzyazı şeklindedir. Metinler anlam birliğine sahip kümelerin bir ileti etrafında bir araya gelmesiyle oluşmuştur.

» Servet-i Fünun Döneminde öğretici metinlerinin teması “edebî tartışmalar ve gezilen yerlerin tanıtılması”dır.

» Servet-i Fünun Dönemi öğretici metinleri dil ve anlatım bakımından Arapça ve Farsça sözcüklerle örülü, halkın anlamasının zor olduğu, süslü ve sanatlı bir niteliğe sahiptir. Ancak dil, şiire göre daha somuttur. Çünkü öğretici metindeki ifadeler, bilgi vermek, açıklama yapmak amaçlandığı için açıktır. Dil göndergesel işlevde kullanılmıştır. Ancak özellikle Cenap Şahabettin’in eserlerinde dilin sanatsal işlevinde kullanıldığı bölümler de dikkati çekmektedir.

» Servet-i Fünun’da edebî tenkit, gezi yazısı ve hatıra türleri öğretici metin geleneği içerisinde yazılmıştır.

Diğer Konu Başlıkları

Serveti Fünun Edebiyatının Oluşumu ve Genel Özellikleri
Serveti Fünun Şiiri Özellikleri Kısaca
Serveti Fünun Nazım Şekilleri Kısaca
Servet i Fünun Roman ve Hikâye Türünün Özellikleri
Servet i Fünun Genel Özellikleri Maddeler Halinde Kısaca

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İLGİLİ YAZILAR

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı
Araştırma
Editör

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022

Ana Başlıklar;9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022Kurs Planları Nasıl Hazırlanırİlginizi Çekebilecek Konuları 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı