The news is by your side.

- Advertisement -

Roman Nedir? Kısaca

Roman Nedir? Kısaca

Bu yazımızda sizler için Roman Nedir? Kısaca konuyu derledik, Roman Nedir? Kısaca yazımızı güzel bir anlatımla sizler için hazırladık. Roman Nedir? Kısaca konusunu örnekleriyle birlikte okuyarak Roman Nedir? Kısaca konusunu daha iyi anlayacaksınız. Roman Nedir? Kısaca sayfamızı arkadaşlarınızla veya sosyal medyada paylaşarak arkadaşlarınızda Roman Nedir? Kısaca konusundan faydalanmasına yardımcı olabilirsiniz. Roman Nedir? Kısaca;

Roman Nedir?

Genellikle insanların serüvenlerini, iç dünyalarını, toplumsal bir olay ya da olguyu, insan ilişkilerini ve değişik insanlık durumlarını yansıtmayı amaçlayan düzyazı türüne roman denir. Uzun anlatıma dayalı edebiyat türlerinden biri olan roman; olayları yer, zaman ve şahıs kadrosu bütünlüğü ve uyumu içinde anlatır. Okuyucuyu çekebilecek nitelikte merak unsurları içerir.
 

Romanın Ögeleri

Roman dört temel ögeden oluşur. Romanın kurgusunu oluşturan dört temel unsur “yer, zaman, olaylar zinciri ve şahıs kadrosu”dur.
 
a. Kişi (Kahramanlar): Romanların çoğunda geniş bir şahıs kadrosu vardır. Romanda başkarakter ve yardımcı karakterler bulunur, şahıslar ayrıntılı olarak tanıtılır. Roman kahramanının yaşamı, geniş bir zaman çerçevesi içinde baştan sona anlatılır. Roman kişileri “tip” ve “karakter” olarak karşımıza çıkar.
 
Tip: Belli bir sınıfı ya da belli bir insan eğilimini temsil eden kişidir. Tip evrenseldir ve genel özelliklere sahiptir. Tipler “sevecen tip, alıngan tip, kıskanç tip, sosyal tip” gibi bireysel olmaktan çok; başkalarında da bulunan, ortak özellikler taşıyan ve bu özellikleri en belirgin şekilde temsil eden şahıs veya şahıs grubudur.
 
Karakter: Romanda olumlu ve olumsuz yönleri ile verilen, belirli bir tip özelliği göstermeyen kişilerdir. Karakter, kendine özgüdür. Karakterler genel temsil özelliği göstermez. Karakterler, birden fazla özelliği belirlenmiş, tipik olan birkaç özelliği ile insanın iç çatışmaları ve çıkmazlarını verme görevini yüklenmiş roman şahıslarıdır. Bu şahıslar çok yönlü olup değişkenliğe sahip kişiler oldukları için bunlara “yuvarlak roman kişisi” de denmektedir.
 

b. Olay: Romanlar, temel bir olay etrafında gelişen ve iç içe geçmiş çok sayıda olaydan oluşur. Romanda anlatılan olaylar hayattan alınabileceği gibi tarihten, anılardan, okunan kitaplardan ve masallardan da alınabilir. Önemli olan, konunun gerçeğe uygun olmasıdır. Romanda olaylar her yönüyle ayrıntılı olarak işlenir. Her olay bir nedene bağlanır. Böylece okuyucu, romanın içine çekilir.
 

c. Mekân (Yer): Romanlardaki kişilerin yaşadığı, olayların geçtiği yerdir mekân. İnsanlar gibi, roman kişileri de belli bir çevrede yaşar. Bu çevre, okuyucuya betimleme yoluyla anlatılır. Romanda olayların geçtiği ve kişilerin yaşadığı yerler, çevre ve diğer mekânlar çok ayrıntılı şekilde verilir.
 

d. Zaman: Romanlarda zaman kavramı belirgindir. Olay veya olaylar belirli bir zaman diliminde yaşanır. Romanlarda fiiller genellikle “-di’li geçmiş zaman” kipinde kullanılır. Klasik romanda zaman “geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman” olmak üzere üç dilimde verilir. Çağdaş romanda bu anlayış etkin değildir. İnsanın hatırlama yeteneğinden yararlanılarak zamanlar arası geçiş yapılır. İç içe değişik zaman dilimlerinden söz edilebilir. Birkaç zaman bir arada kullanılabilir. Şuur akışı tekniğiyle geriye dönüşler veya ileriye gidişler olabilir.
 

Romanda Dil ve Anlatım

Her romancı eserini kendine özgü görüş, anlayış ve anlatış özelliğine göre oluşturur. Anlatmaya bağlı eserler, özellikle de roman ve hikâyeler birinci veya üçüncü kişi ağzından anlatılır. Hikâyede olduğu gibi romanda da anlatım bakımından çeşitli bakış açıları söz konusudur. Bu bakış açılarını hatırlarsak:

Hâkim (İlahi, Tanrısal) Bakış Açısı: Anlatıcının kahramanlarla ilgili her şeyi bildiği bakış açısıdır. Bu bakış açısında anlatıcı kahramanların hayallerini, rüyalarını, zihinlerinden geçirdiklerini ve gelecekte yaşayacakları olayları bilir. Anlatım üçüncü kişinin ağzından yapılır.
 
Erdem arkasına bakmadan yürüyordu. Sinirliydi. Belli ki yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Eliyle garip işaretler yaparak hızlı hızlı yürüyor, bir yandan da neler yapacağının bir bir planını yapıyordu. İntikamını mutlaka almalıydı. Bu yapılanlar asla onların yanına kâr kalmamalıydı. İlk olarak Mert’e nasıl bir ceza verebileceğini düşündü. Mutlaka işe Mert’ten başlamalı, diyordu içinden. Çünkü onu en çok Mert’in söyledikleri üzmüştü.
 

Kahraman Bakış Açısı: Anlatıcının roman kahramanlarından biri olduğu bakış açısıdır. Anlatıcının bildikleri; kahramanın anlattıkları, gördükleri, duydukları, gördükleri ve yaşadıklarıyla sınırlıdır. Olaylar birinci kişinin ağzından aktarılır.
 

Her sabah kimse uyanmadan kalkardım, hiçbir şey yemeden ekmeğimi alıp yola çıkardım. Akşam hava kararırken yalıdan dönen toplayıcılarla da eve dönerdim. Her gün altı liraya kadar gündelik alıyordum. O parayla mahalle bakkalından ev için yiyecek, öteberi alırdım.
 

Gözlemci Bakış Açısı: Anlatıcının sadece gözlediklerini anlattığı bakış açısıdır. Burada anlatıcı gözlemlerini tarafsızca okuyucuya nakleder. Anlatıcı üçüncü tekil kişi olabileceği gibi birinci tekil kişi de olabilir.
 
Sabah kalktığında kapı vuruluyordu. Annesi yoktu. Okul önlüğü, kalın iplik çorapları, yün hırkası düzenli iskemledeydi. Dışardan vurulan kapının sesiyle uyanınca kalkmış, “Halidahol teyze”, diye seslenmişti. Ev sahibi kadın helaya -aynı helayı kullanırlardı- kovayla su döküyordu. Giyinip masanın başına oturmuştu. Kış aydınlığı patiska perdelerden geçip odaya yayılmıştı.
 
Çoğulcu Bakış Açısı: Bir metinde farklı bakış açılarının bir arada kullanılmasına dayalı bakış açısıdır. Bu bakış açısına bir anlamda karma bakış açısı da denebilir. Bu yöntem olayın okuyucuya aktarılmasında inandırıcılık sağlayacak ve okuyucu tek bir anlatıcıya bağımlı olmaktan kurtulacaktır.
 

Roman ve Hikâye Arasındaki Farklar

» Hikâyede tek bir olay anlatılırken romanda birbirine bağlı olaylardan oluşan bir olay örgüsü anlatılır.
» Romanın kişi sayısı hikâyedeki kişi sayısından daha fazladır.
» Hikâyede mekân işlevsel değilken romanda mekân olayların akışında ve kişilerin psikolojik durumları üzerinde oldukça etkilidir yani işlevseldir.
» Hikâyede karakterler sınırlı özellikleriyle ve tek yönlü olarak tanıtılırken romanda daha derinlemesine ve psikolojik özellikleriyle tanıtılır.
» Hikâyedeki sınırlı çevre yerini romanda daha geniş bir çevreye bırakır.
» Hikâyede olaylar kısaca anlatılırken romanda derinlemesine ve ayrıntılı bir anlatım söz konusudur.
» Romanda zamanda derinlik söz konusudur, kısa bir zaman dilimi bile uzun bir şekilde anlatılır. Hikâyede ise zamanda derinlik yoktur, olay kısa bir sürede yaşanır.
» Romanda uzun ve ayrıntılı betimlemeler yapılır. Ayrıca kişilerin ruhsal durumları da betimlenir. Hikâyede ise betimlemeler kısa ve yüzeyseldir. Psikolojik betimlemelere çok fazla yer verilmez.
 

Roman ve Hikâye Arasındaki Benzerlikler

» Hem roman hem de hikâye tasarlanmış, kurguya dayalı edebi ürünlerdir.
» Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar gerçeklere uygun bir şekilde aktarılır.
» Roman ve hikâye bir olaya dayalı olarak yazılır.
» Her iki edebi tür de kişi, yer, zaman ve mekân yapı unsurlarından oluşur.
» Olağanüstü özellik gösteren durum ve kişilere yer verilmez.
» Serim, düğüm ve çözüm planına her iki türde de uyulur.

 
» Roman türünün dünya edebiyatındaki ilk başarılı örneği İspanyol yazar Cervantes tarafından 16. yüzyılda yazılan “Don Kişot” adlı eserdir.
 

Romanda Çatışma

Çatışma, insanı birbirine zıt olan davranışlara sürükleyen ihtiyaçlar karşısında meydana gelen huzursuzluk halidir. Romanda çatışma ise kurguya yön veren, bireyin diğer insanlarla ilişkilerini ve kendi kendine bakışını belirleyen temel unsurdur. Romanda olay örgüsünü çekici kılan ve geliştiren unsur olan çatışma, kurmaca gerçeklik içinde okuyucuya sunulur ve olay örgüsünün daha iyi çözümlenmesini sağlar. Birbirine zıt unsurlar ve karşıt tipler sayesinde yazar anlatmak istediklerini daha etkili bir şekilde okuyucuya sunabilir.

Edebi metinlerde karşımıza çıkan çatışmalar genel olarak psikolojik çatışma ve sosyal çatışma şeklindedir. Burada birey hem kendisiyle hem diğer kişilerle hem de toplumla karşı karşıya gelebilir.
 

Romanda Anlatım Teknikleri

Anlatma Tekniği: Bu anlatım tekniğinde romandaki olayları okuyucuya bir anlatıcı aktarır, anlatıcı okuyucu ile eser arasına girer. Okuyucu hem olayı hem de kişileri anlatıcının gözünden tanır ve öğrenir. Merkezde anlatıcı vardır, okuyucu anlatıcı üzerine yoğunlaşır.
 
Gösterme (Sahneleme) Tekniği: Gösterme tekniğinde romandaki olaylar ve kişiler okuyucuya doğrudan sunulur, anlatıcı okuyucu ile eser arasına girmez. Okuyucu anlatıcıdan ziyade eser üzerine yoğunlaşır.
 
Özetleme Tekniği: Bu anlatım tekniğinde anlatıcı olayları ve kişileri özetler. Zamanda atlamalar (Olayın akışında çok da önemli olmayan zaman aralıklarının atlanması) söz konusu olabilir.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İlginizi Çekebilecek Konuları

2020 TYT Konuları ve Soru Dağılımları

AYT Konuları ve Soru Dağılımları

YKS (TYT-AYT) Konuları ve Soru Dağılımları (ÖSYM)

LGS Türkçe Deneme Çöz

LGS Deneme Sınavı PDF İndir

2020 LGS Konuları ve Soru Dağılımları (MEB)

» LGS Puan Hesaplama

TYT Deneme PDF İndir

AYT Deneme Sınavları PDF İndir

Töder Türkiye Geneli (TYT-AYT) Denemeleri PDF

Takdir Teşekkür Hesaplama

Puan Hesaplamaları

2019 Bursluluk Sınavı Soruları ve Cevapları

9-10-11. Sınıflar Bursluluk Sınavı Soruları 2019

Güncel Yazılı Soruları ve Cevapları

Yoruma kapalı.