Öz Saf Şiir Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on email
Öz Saf Şiir Nedir Özellikleri Nelerdir

Öz Saf Şiir Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Paul Valery’nin şiir anlayışını benimseyen şairler tarafından Örnekleri verilen şiirlerdir.

Valery’ye göre sanat yapıtının amacı, etkileri sonsuz olabilecek bir heyecanı uyarmaktır, Arzuyu tekrar yaratma gücü Valery’ye göre sanat yapıtının kendine özgü karakteridir. Bu karakter, arzuyu bütünüyle yaratabilecek bir özelliğe sahiptir.

Valery’ye göre, büyük güçlükleri olan yapıtlar en büyük fikir özgürlüğünü gerektirir. Bunun sonucu olarak Valery’nin kolaylıkla yapılmış yapıtlara şiddetle saldırdığını görüyoruz

Saf (öz) sözcüğü bize katıksız, arı, katışıksız, halis, has olma durumunu anlatıyor. Bu sözcüğü şiir için düşündüğümüzde şiirin, şiir olmayan ögelerden arındırılmış olmasını anlıyoruz. Yani şiir, yalnız şiir için olmalıdır. Bir başka ifadeyle saf (öz) şiir bir düşünceyi anlatmak, yarar sağlamak için yazılmayan şiirdir.

Saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerde ahenk son derece önemlidir. Haşim, şiiri “Söz ile musiki arasında, sözden ziyade musikiye yakın bir lisan” olarak tanımlar. Yahya Kemal’e göre de şiir, aslında bir nağmedir. Bu nağmeyi ifade etmek için vezin ve dil Ahmet Haşim ancak ve ancak bir araçtır. O da şiiri, bir söz sanatı olduğu kadar aynı zamanda müzikal bir sana olarak görür. Bu durumu, Yahya Kemal’in bizzat şu ifadelerinden daha iyi anlayabiliyoruz: “Şiir, ritim yani nazım sanatı olduğu için güfteden önce bir bestedir. Mısralarında nağme hissedilmeyen bir manzume sadece bir güftedir ki onu sahasına atarız. Mısra mısra bir beste olan manzume ise asil şiirdir.”

Saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerde ahenk, aruz ölçüsünün kendine özgü kalıplarıyla, uyaklarla, rediflerle birtakım sözcük ve harf tekrarlarının oluşturduğu uyumla sağlanmıştır. Saf (öz) şiirde biçim, anlam, hayaller, semboller ve ahenk ayrılmaz bir bütündür. Ses ve anlam bütünleşmesi konusunda özel bir çaba gösterilmiştir. Şiiri meydana getiren dize, beyit, dörtlük veya bentlerle şiirin anlamsal yönü arasında sıkı bir bağ vardır. Örneğin Ahmet Haşim’in, “Bir Günün Sonunda Arzu” adlı şiirinde bu açıkça görülmektedir.

Saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerde şiirin anlamı şiirin bütününde tamamlanmıştır. Yani bu şiirlerde konu bütünlüğü söz konusudur. Ahmet Haşim’in şiirinde daha çok “akşam, karanlık, loş ortamlar” gibi temaların, Yahya Kemal’in şiirlerinde ise “İstanbul’un Güzellikleri, geçmişe özlem” gibi temaların ağır bastığı görülür.

Soyutluk, kapalılık saf (öz) şiirin en önemli özelliklerindendir. Saf (öz) şiir, bir şey anlatmak ya da anlaşılmak için değil, duyulmak, hissedilmek için yazılır. Bu şiirlerde zaman zaman Arapça Farsça kelime ve tamlamaların kullanıldığı görülür. Şiir dili neyi gerektiriyorsa o kullanılmış, sadeleşme konusunda özel bir çaba harcanmamıştır. Saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerde ölçü, bazı mazmunlar ve biçimsel özellikler açısından Divan şiir geleneğinin etkisi görülür.

Şiirdeki mekân, sanat eseri ve kişi adlarının özellikleri dikkate alındığında Ahmet Haşim’de hayali bir mekanın varlığından söz edebiliriz. Yahya Kemal ise şiirlerinde İstanbul’un birçok semtini mekan olarak alır. “Süleymaniye, Fatih, Atik Valide, Üsküdar vs.” onun şiirlerinin mekânıdır. Süleymaniye Camii gibi tarihî sanat eserlerine yer verir. “Mohaç” gibi Osmanlı tarihinin şanlı sayfalarında önemli yeri olan mekânlar karşımıza çıkar onun şiirlerinde. Itri gibi tarihimizin önemli kişilerinin adları geçer.

Saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerde söz sanatları şiire derinlik kazandırmıştır. Birtakım benzetmelerde, kapalı ifadelerle şiire farklı anlamlar yüklenmiştir. Bu yolda yazılan şiirlerde imgeler önemli yer tutmuştur. Çünkü bu şiirler soyuttur. Şiirin ihtiva ettiği dünyanın zihinde tasarlanması, hayallerle yeni bir dünya kurulması imgeyi bu şiirin en önemli niteliklerinden biri kılmıştır.

Saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiir yapısal yönden bakıldığı bu şiirlerin bazılarını Divan edebiyatı nazım biçimi olan müstezat, gazel, rubai gibi şekillerle yazıldığı, ölçü olarak aruz ölçüsünün kullanıldığı, uyaktan, rediften yararlanıldığı görülür. Özellikle Yahya Kemal, şiirin yapısına çok önem vermiş, biçim konusundaki hassasiyetini “Mısra haysiyetimdir.” sözüyle dile getirmiştir

Bütün bunlardan sonra Millî Edebiyat Dönemi’nde saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirler hakkında şu tespitlerde bulunabiliriz:

» Millî Edebiyat Dönemi’nde saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerde ahenk her şeyden önce aruzun kendine özgü kalıplarıyla uyaklarla, ses ve sözcük tekrarlarıyla, ulama başta olmak üzere kimi vezin uygulamalarıyla sağlanmıştır.

» Bu doğrultuda şiir yazan şairler şiirde ahengi, ritmi öne çıkarmışlardır. Şiirle müzik arasında yakın ilgiler kuran şairlerden ikisi Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’dir. Ahmet Haşim’e göre şiir musiki ile söz arasında, sözden ziyade musikiye yakındır. Yahya Kemal ise, “Şiir bir nağmedir.”, “Şiirde nefes ve ses iki unsurdur.” sözleriyle şiirle müziğin birbirine yakınlığına vurgu yapar. Bu konuda Haşim ve Yahya Kemal aynı düşüncededir.

» Millî Edebiyat Dönemi’nde saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirleri meydana getiren birimler konusunda tek bir yol izlenmemiştir.

» Dize sayıları değişen çeşitli kümeler kullanılmıştır. Ahmet Haşim, “serbest müstezat”tan “sone”ye kadar çeşitli biçimleri kullanmış; Yahya Kemal de Divan edebiyatı nazım şekillerini kullanmakla birlikte farklı şekiller denemiştir. Yahya Kemal biçim konusunda çok hassastır. Bu konuda “Mısra haysiyetimdir.” der.

» Bu dönemde şiirde konu bütünlüğü sağlanmış; anlamın beyitte veya bentte tamamlanması yerine, şiirin bütününde tamamlanması yoluna gidilmiştir.

» Millî Edebiyat Dönemi’nde saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerin teması şairden şaire değişir.

» Yahya Kemal “millî tarihin şan ve şeref dolu sayfalarından görüntüler sunup aşk, ölüm, sonsuzluk. İstanbul sevgisi” gibi temalara ağırlık verirken; Ahmet Haşim “çöl, göl, akşam, gurbet, daüssıla, gece, gökyüzü, yarı aydınlık ortamlar, karanlık gibi imgeler etrafında toplumsallıktan uzak, bireysel temaları” öne çıkarmıştır.

» Milli Edebiyat Dönemi’nde saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerin dili, o dönemde Millî Edebiyatçıların kullandıkları sade dilden, halk dilinden uzaktır.

» Özellikle Haşim, zaman zaman ağır bir dille çıkar karşımıza. Buna karşın, her iki şair de özellikle de Haşim, kendine özgü bir söyleyiş biçimi oluşturmuştur. Bu şairlerin gelişmiş bir zevklerinin olduğu, sanat değeri yüksek şiirler yazdığı bir gerçektir. Ahmet Haşim, şiirde anlam konusunda şöyle der: “Şair ne bir hakikat habercisi, ne güzel konuşan bir insan, ne de bir yasa koyucudur. Şairin dili düzyazı gibi anlaşılmak için değil ama duyulmak
üzere oluşmuş bir dildir.”

» Milli Edebiyat Dönemi’nde saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerde ses ve anlam bütünleşmesi çok önemli bir yer tutar. Konulara göre seçilen sözcükler dolayısıyla dil farklılık göstermiş; dizelerdeki ses uyumuna özen gösterilmiştir.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İLGİLİ YAZILAR

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı
Araştırma
Editör

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022

Ana Başlıklar;9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022Kurs Planları Nasıl Hazırlanırİlginizi Çekebilecek Konuları 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı