Oğuz Türkçesinin Anadolu’daki İlk Ürünleri

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on email
Oğuz Türkçesinin Anadolu'daki İlk Ürünleri

Oğuz Türkçesinin Anadolu’daki İlk Ürünleri

Türkler 751 yılında yapılan Talas Savaşı ile Müslümanları tanımaya başlamışlardır. 10. yüzyıldan sonra Orta Asya’dan batıya doğru yönelen ve Anadolu’yu kendine yurt edinen Türkler, Müslümanlarla iyice yakınlaşmışlardır. Bu yakınlaşma sonucu ortaya çıkan ticari askeri, siyasi ilişkiler sayesinde Türklerin çoğu Müslümanlığı kabul etmiştir. Bu dini değişiklikle Türkler, yeni bir medeniyet dairesine girmiştir. Yüzyıllarca devam ettirdikleri atlı göçebe kültüründen İslamiyet’in etkisiyle uzaklaşıp yerleşik hayata geçmeye başladılar, yeni şehirler ve kültür merkezleri kurdular, bilime, sanata, edebiyata önem verdiler. Buna bağlı olarak Türklerin sosyal hayatı, kültürel yapısı, düşünce dünyası, dil anlayışı da değişmeye başladı.

13. yüzyılda Moğol istilasının Anadolu’ya kadar uzanmasıyla Anadolu’da Türk birliği bozulmuş, çok büyük karışıklıklar, huzursuzluklar baş göstermiştir. Bu çalkantılı dönemde halkın imdadına tasavvuf büyükleri yetişmiştir. Tasavvuf hareketi ve ilk Türk tasavvuf erleri, Anadolu’nun zor dönemlerinde halkın inancını, direncini koruyan bir sığınak görevi üstlenmiştir. Horasan, Herat, Nişabur, Buhara gibi İslami kültür merkezlerinde tasavvuf anlayışıyla yetişen dervişler İslam’ın güzelliklerini anlatmak için halk içine dağılmıştır. Özellikle ilk Türk tasavvufçusu kabul edilen Ahmet Yesevi’nin telkinleriyle Anadolu’ya gelen dervişler, tekkeler kurmuşlar, halka İslami prensipleri anlatmışlardır. Bir tarafta Mevlana’nın temsil ettiği Mevlevilik akımı, diğer taraftan Hacı Bektaşi Veli’nin temsil ettiği Bektaşilik anlayışı halka kucak açmıştır.

Vakıflarla desteklenen tekke ve zaviyeler etrafında her meslekten oluşan halkalar gittikçe genişlemiş ve bu dönemde tasavvuf cereyanı tekkeler, zaviyeler yoluyla halkın arasında kolayca yayılmış ve tekke tasavvuf edebiyatının temelleri atılmıştır.

Tasavvuf, kalbi saflaştırarak, kötü huylardan temizlemek, iyi huylarla doldurmak ve bu yolla Allah’a ulaşmak demektir.

Tasavvuf anlayışına göre evrende tek bir varlık vardır. O da Vücud-ı Mutlak olan Allah’tır. O, kendini görmek ve göstermek için âlemi ve insanı yaratmıştır. Maden Vücud-ı Mutlak ve Hüsn-i Mutlak Allah’tır, öyleyse insanın en büyük gayesi ilahi aşka ermek, Allah’a uluşma olmalıdır. Ona ulaşmak da tasavvuf yoluna girip nefsi temizleyerek insan-ı kâmil (olgun insan) olmakla mümkün olur. Bunun içinde bir tarikata ve mürşid (yol gösterici) ihtiyaç vardır.

Tasavvuf, bu anlayıştan dolayı zamanla bir eğitim hareketi ve düşünce sistemi hâline gelmiştir. Tasavvufun,aşk (ilahi aşk), âşık (Allah’a ulaşmak isteyen, Hak aşığı), mâşuk (sevilen, Allah), saki (mürşit), mey, şarap (ilahi aşk), meyhane (dergah, tekke), harabât (âşığın kalbi veya tekke) gibi kendine özgü semboller dünyası oluşmuştur. Bu durumda sosyal ve kültürel hayatı, dolayısıyla edebiyatı etkilemiştir. Tasavvuftan hem dini konularda yazan şairler hem de din dışı konularda yazan şairler etkilenmiştir. Bu şairlerin yazdığı şiirlerle Anadolu’da 13-14. yüzyıllarda tekke ve divan şiirinin temelleri atılmıştır.

Şimdi bu dönemde yaşayan, tasavvuf anlayışının Anadolu’da yayılmasında katkısı olan ve Anadolu sahasında şiirler yazan tasavvuf ve divan sanatçılarını kısaca tanıyalım.

 

Coşku ve Heyecan Dile Getiren Metinler (Şiir)

Türkler, İslam’la tanıştıktan sonra toplumun ileri gelenleri İslam’ın tasavvuf anlayışını, İslami kültürü ve yaşama biçimini şiirle ve manzum metinlerle halka benimsetme gayreti içine girmiştir. İslami değerlerin şiirle öğretilmeye çalışılması, 13 ve 14. yüzyıllarda Anadolu’da Türkçeyle yeni bir edebi dilin ve şiir anlayışının doğmasını sağlamıştır. Şiir diline Arapça ve Farsçadan yeni kelimeler girmiş, İslamiyet’le ilgili yeni kavram, kelime ve söyleyiş tarzları ile dil zenginleşmiştir. Şiirde, Türkçeye daha önce bulunmayan uzun ses ve kapalı hece gibi yeni ses değerleri girmiştir. O döneme kadar kullanılmayan bazı yeni nazım şekilleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde öne çıkan ve çok kullanılan türler şunlardır:

İlahi

Dini ve tasavvufi konuların işlendiği şiirlerdir. İlahiler Allah’ı öven şiirlerdir. Koşma gibi uyaklanan ilahiler daha çok hecenin 7’li ve 8’li ölçüsüyle yazılır. Nazım birimi dörtlüktür. Gazel biçiminde yazılmış ilahiler de vardır. Özel bir ezgiyle söylenir.

İlahi için, divan şiirindeki tevhit ve münacatın halk edebiyatındaki karşılığıdır, diyebiliriz. En ünlü şairi Yunus Emre’dir.

Değişik tarikatlara göre “deme, nefes, âyin, cumhur, durak, tapuğ” gibi adlar alır. Tekke edebiyatında pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren müridleri bilgilendirmek, tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek amacıyla söylenen didaktik şiirlere nutuk denir.

“Evrendeki canlı cansız her şey Allah’tan gelmiştir, yine Allah’a dönecektir.” felsefesini yansıtan şiirlere devriye denir. Görünüşte saçma sanılan, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılan, inançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlere şathiye denir.

 

Nefes

Bektaşi şairlerinin yazdıkları tasavvufi şiirlerdir. Nefeslerde genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücut (varlığın birliği) kavramı anlatılır. Bunun yanı sıra Hz. Muhammet (SAV), Hz. Ali (RA) ve tarikat büyükleri için övgüler de söylenir. Nefeslerde kalenderane ve alaycı bir üslup göze çarpar.

Edebiyatımızda Pir Sultan Abdal ve Kaygusuz Abdal nefesleriyle ünlüdür.

 

Gazel

Divan edebiyatının en yaygın nazım biçimidir. Beyit birimiyle yazılır, Beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Aşk doğa, yalnızlık, acı, hasret gibi soyut konular işlenir. Gazellerde genelikle konu bütünlüğü bulunmaz; yani şiirdeki beyitler, anlamca birbirine bağlı değildir. Anlam bütünlüğü taşıyan gazellere yek-ahenk gazel her beyti aynı güzellikte olan gazellere yek-avaz gazel denir. Gazelin ilk beytine matla son beytine ise makta adı verilir. Matla beytinin dizeleri kendi aralarında kafiyelidir. Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest, ikinci dizeleri ilk beyitle kafiyeli olur. (aa, ba, ca…) Gazelin en güzel beyti ise beyt’ül-gazel ya da şah beyit adıyla anılır. Şair, mahlasını makta beytinde söyler.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İLGİLİ YAZILAR

TYT Deneme Sınavları PDF İndir
Araştırma
Editör

TYT Deneme Sınavları PDF İndir (2022)

TYT Deneme Sınavları PDF İndir (2022) konu başlığı altında sizler için Üniversiteye giriş ilk sınavı olan TYT için, farklı kaynaklardan derlediğimiz  PDF formatında deneme sınavlarını