İslam Etkisindeki Türk Edebiyatı ve Özellikleri

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on email
İslam Etkisindeki Türk Edebiyatı

İslam Etkisindeki Türk Edebiyatı Ve Özellikleri

Türkler İslam ordularıyla 8. yüzyılda karşılaşmış, müslümanların Maveraünnehir bölgesine kadar yayılmalarıyla, onlarla komşu olmuştur. İslam ordusu Türklerle topyekün bir savaşa girmemiş, daha çok ticaret yoluyla ilişkileri geliştirmişlerdir. Zamanla gelişen dostluklar Türklerin bölük bölük İslama girmesiyle neticelenmiş 10. asırda çoğu, müslümanlığı kabul etmiştir.

Karahanlıların hükümdarı Satuk Buğra Han‘ın İslamı kabul etmesiyle, Türkler İlk İslami Türk Devleti‘ni de kurmuş oldular.

Yeni din, Türklerde büyük değişiklikler yaptı. Yaşayışları, kültürleri yeni dinle şekillendi ve dolayısıyla bu, sanatlarında da oldukça geniş bir değişiklik yaptı. Bu sırada İslamı yerinde öğrenmek için birçok Türk aydını Arap ve Fars diyarlarına gitti. Burada Arapça ve Farsçayı çok iyi öğrenen aydınları, bu dillerin son derece gelişmiş ince edebiyatları büyük ölçüde etkiledi. Bu edebiyatı Türkçeye uygulamak istediler ve böylece yeni bir edebiyatın başlamasını sağladılar. Sonuçta Batı’yla tanışana kadar sürecek yaklaşık on asırlık biri edebiyat başlamış oldu.

 

İslamiyet’in Türk Kültürü ve Yaşayışına Etkisi

İslam öncesi devrede Türklerin kendine özgü bir kültürü ve medeniyeti vardı. Türkler arasında sosyal dayanışma gelişmişti. İnsanları gözetmek, açları doyurmak adaletten ayrılmamak, tecrübelerden yararlanmak, iyilikleri emretmek gibi konular Göktürk Abideleri’nde sözü edilen değerlerdir. Yiğitlik anlayışı, fedakârlıklar, güçsüzlerin elinden tutmak gibi durumlar Türk milletinin belli başlı özelliğiydi. Uygurlar devrinde de “hak-hukuk” kavramı önemsenen bir konuydu. İslamiyet’in sınırlarına gelip dayanması ile Türkler kendi huy ve doğalarına uygun hayatlarına yabancı olmayan bir dinle karşılaştılar. İslamiyet’te önceki değerlerin daha gelişmiş şeklini buldular. İslam uygarlığı Türk kültürünü yeni değerlerle zenginleştirdiği gibi Türkler de bu uygarlığa özellikle hat, tezhip sanatlarıyla ve mimarlıkta büyük katkılar yaptılar.

XI. ve XII. yüzyıllarda Türk toplumu arasında Arapça ve Farsçayı bilen aydın bir zümre doğdu. Bunlar, bir hazırlık devresinden sonra İslamiyet etkisinde eserler vermeye başladılar. Bu eserleri yeni girdikleri kültürden pek çok kelime ve terimler alarak verdiler. Eserlerde eski nazım şekilleri ve önceden işlenen konular yanında yeni nazım şekillerine ve yeni konulara da yer verdiler. Sagu ve koşuk gibi nazım şekillerinden başka kaside, mesnevi, gazel nazım şekilleriyle de şiirler yazdılar. Ancak Türkler bunları doğrudan doğruya Araplardan almadılar. Eskiden beri komşuluk yaptıkları ve kendilerinden önce Müslüman olan Farsların edebiyatını örnek aldılar. Ortaya konan eserlerde başta Kuran olmak üzere hadisler, siyer, efsaneler, menkıbeler ve sosyal hayat, geniş ölçüde yer aldı. Böylece Türk edebiyat da zamanla ortak İslam edebiyatının önemli bir parçası oldu.

 

İslamiyet’in Geçiş Dönemi Özellikleri

⇒ İslamiyet öncesi dönemdeki kültür ile İslamiyet sonrası kültür iç içe yaşamıştır.

⇒ İslami devir Türk edebiyatının ilk eserlerinde insanları hırs, kin, bencilik gibi kötü sıfatlardan arındırma ve onlara doğruluk, sabır, cömertlik gibi güzel davranışlar kazandırma ana tema olarak ele alınmıştır.

⇒ Hoca Ahmet Yesevi, Edip Ahmet Yükneki, Yusuf Has Hacip ve Kaşgarlı Mahmut bu amaca uygun, halkın anlayabileceği bir dille eserler vermişlerdir.

⇒ Bu dönemdeki eserlerde yeni dinin (İslam dini) kurallarını topluma öğretme, halkı eğitme ve bilgilendirme amaçlanmıştır.

⇒ Arap ve Fars edebiyatından alınan yeni edebi türler, nazım şekilleri kullanılmaya başlanmıştır.

⇒ Millî nazım birimi olan dörtlük, bu dönemden itibaren daha az kullanılmaya, beyit nazım birimi ise yaygınlaşmaya başlamıştır.

⇒ Bu dönemde yazılan eserlerde, hece ölçüsüyle birlikte aruz ölçüsü de kullanılmıştır.

⇒ Eserlerin dili İslamiyet öncesi doğal dilden yavaş yavaş uzaklaşarak, eserlerde Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmaya başlanmıştır.

⇒ Türkler, İslam’ın özüne ters düşmeyen eski geleneklerini Müslüman olduktan sonra da yaşatmışlardır.

⇒ 11. yüzyılda yazılan eserlerde, Uygur harflerinin yanı sıra Arap harfleri de kullanılmaya başlanmıştır.

⇒ Bu dönemdeki metinler, “sanat metni” ve “öğretici metin” olarak kesin çizgilerle birbirinden ayrılmamıştır.

 

İlk Yazarlar ve Eserler

İslamiyetle 8. yüzyılda tanışmasına rağmen Türklerin elimizde bulunan ilk İslami eserleri 11. yüzyılda yazılmıştır. Ancak bunlara ilk İslami eser demek de zordur. Çünkü eserlerdeki üslup, onlardan önce bu tarz eserlerin olduğu izlenimi vermektedir. Ancak bunlar tarih içinde kaybolmuştur. Belki tarihi araştırmalar ileride daha eski örnekleri ortaya çıkarır.

İslami İlk Eserler

İslam dinini kabul ettikten sonra Türklerin ortaya koydukları ilk eserler şunlardır:

⇒ Kutadgu Bilig
⇒ Divanü Lugati’t Türk
⇒ Atabetü’l Hakayık
⇒ Divan-ı Hikmet
⇒ Kitab-ı Dede Korkut
Şimdi bu eserleri sırasıyla inceleyelim.

 

Kutadgu Bilig

İnsana her iki dünyada mutlu olmanın yollarını öğreten bir eserdir. Zaten eserin adı, “mutlu olma bilgisi” anlamındadır. Kutadgu Bilig, İslam etkisindeki Türk edebiyatının bilinen ilk eseridir. Bu manzum eseri, Yusuf Has Hacip 11. yüzyılda yazarak Karahan hükümdarı Satuk Buğra Han’a sunmuştur. Yusuf Has Hacip’in, Türkistan’ın Balasagun şehrinde doğduğu bilinmekle birlikte elimizde kesin bilgiler bulunmamaktadır.

Eser, aruzun “feûlün, feûlün, feûl” kalıbıyla yazılmıştır. Mesnevi tarzında yazılan ve didaktik bir eser olan Kutadgu Bilig, yaklaşık 6600 beyitten oluşmaktadır. Eser Türk edebiyatındaki ilk siyasetnamedir.

Eserde, toplumla devletin ideal bir konuma ulaşabilmesi için neler yapılması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Yani iyi bir devlet yönetimiyle ilgili bilgiler verilmektedir. Kutadgu Bilig’de dört kavramı temsil eden dört kişi (sembol olarak) konuşturulmuştur.

⇒ Küntoğdı: Adaleti temsil eden padişahtır.
⇒ Aytoldı: Devleti temsil eden vezirdir.
⇒ Ögdülmiş: Vezirin, aklı temsil eden oğludur.
⇒ Ogdurmış: Vezirin, kanaati temsil eden kardeşidir.

“Adaleti, devleti, aklı ve saadeti” temsil eden dört kahramanın çevresinde gelişen olaylarla şair, devlet idaresinin ve sosyal düzenin nasıl olması gerektiğini anlatır.

Divanü Lugati’t Türk

Türk edebiyatının ilk sözlüğüdür. Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır. 11. yüzyılda Hakaniye Türkçesiyle yazılmış olan eserde 7500 civarında Türkçe sözcük Arapça olarak açıklanmıştır.

Kaşgarlı Mahmut, bu eseri Araplara Türkçe öğretmenin yanında, Türkçenin Arapçayla boy ölçüşebileceğini, Türkçenin de zengin bir dil olduğunu göstermek için yazmıştır.

Bu eser, sözlük olmanın yanı sıra İslam öncesi sözlü edebiyatı aydınlatması yönünden de önemlidir. Eserde Türk kültürü, Türk boylarının dilleri ve Türk illeri hakkında bilgiler vardır. Ayrıca eserde tarih, coğrafya, edebiyat, folklorla ilgili bilgilere de ulaşmak mümkündür.

Eserine Türk illerinin haritasını da koyan Kaşgarlı Mahmut, Türkçe sözcüklerin açıklamalarını yaparken şiir örneklerinden, savlardan (atasözü) yararlanmıştır. Bu eserle Türkolojinin temelleri atılmış, dilbilgisi kuralları ortaya konmuştur. Divan-ı Lugat’it Türk, Türk dilinin ana eseri, Türk edebiyatının ve folklorünün bir hazinesi niteliğindedir.

Atabetü’l Hakayık

Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılan dini bir eserdir. 12. yüzyılda ortaya konmuştur. Manzum bir eser olan Atabetü’l Hakayık, “hakikatlerin, gerçeklerin eşiği” anlamına gelmektedir. Edip Ahmet, dinine bağlı, ahlaki eğitimi gaye edinmiş, doğruluktan ayrılmayan bir şairdir. Bu özelliklerini de eserine çok güzel yansıtır. Eserinde İslamın genel esaslarından yararlanır. İslam dininin öğretilerini ele alır.

Eser, bir öğüt ve ahlak kitabıdır. Atabetü’l Hakayık, aruzun “feûlün, feûlün, feûlün, feûl” kalıbıyla yazılmıştır. Eser, 256 beyitten oluşmaktadır. Edip Ahmet, münacaat, naat, dört halifenin zamanı ve Semerkant bölgesinin hükümdarına övgülerden sonra eserine giriş yapar. Şair, “ilim, fazilet, cömertlik, erdem, iyilik, doğruluk vb.” değerler üzerine bugün bile önemini koruyan görüşlerini dile getirmiştir kitapta.

 

Divan-ı Hikmet

Hoca Ahmet Yesevi’nin yazdığı hikmet” adlı şiirlerin bir araya getirildiği Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren eserdir. Kitap “hikmetli şiirler divanı” anlamına gelmektedir. Ahmet Yesevi, eserdeki şiirlerini dörtlükler hâlinde, oldukça yalın bir Türkçeyle söylemiştir. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır.

Eserde Ahmet Yesevi’nin kurucusu olduğu Yesevilik tarikatının temel bilgileri, dervişlik üzerine övgüler cennet ve cehennem tasvirleri, peygamberimizin hayatı ve mucizeleri anlatılmıştır.Ahmet Yesevi, Türk edebiyatın ilk tasavvuf şairlerindendir. Yazdığı şiirlerle tasavvuf edebiyatının temelini atmıştır. Yunus Emre gibi şairlerin yetişeceği manevi ortamı hazırlamıştır. Kurduğu Yesevilik tarikatının etkileri Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar yayılmıştır. Şiirlerini inançlarından aldığı güçle, şairlik iddiası taşımaksızın, inandıklarını, düşüncelerini halka daha iyi duyurabilmek için yazmıştır.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İLGİLİ YAZILAR

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı
Araştırma
Editör

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022

Ana Başlıklar;9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022Kurs Planları Nasıl Hazırlanırİlginizi Çekebilecek Konuları 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı