Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on email
Güneş Sistemi ve Ötesi

Güneş Sistemi ve Ötesi

Güneş Sistemi ve Ötesi adlı bu yazımızı okuduktan sonra Sizlere daha iyi hizmet verebilmek adına eksiklerimizi bize bildirmenizi ayrıca Güneş Sistemi ve Ötesi adlı yazımıza eklenmesini istediğiniz konuları bizlerle paylaşmanızdan memnuniyet duyarız.

Evrenin Oluşumu

Tarih boyunca Bilim insanları tarafından evrenin oluşumu hakkında degişik birçok görüş ortaya atılmıştır. Bu görüşler incelendiğinde hepsinin temel ortak iki farklı modelden birini destklediğini görürüz.

Bunlardan birincisi Newton^’ın 1600’lü yıllarda ortaya attığı, hareketsiz ve başlangıcı olmayan evren görüşüdür. Newton’a göre evren, sonsuzdan beri var olmuştur ve sonsuza kadar da varlığını sürdürecektir.

İkinci görüş ise günümüzde de çoğu bilim insanı tarafından kabul gören, evrenin bir başlangıcının olduğu görüşüdür. Astronomideki son buluşlar evrenin sürekli bir genişleme içinde olduğunu kanıtlamıştır.

“Eğer evren sürekli genişliyorsa, evrendeki gök cisimlerinin geçmişte birbirlerine daha yakın olmaları yani evrenin daha sıkışık olması gerekir.” Hipotezinden yola çıkan Belçikalı bilim insanı Georges Lemaitre (Jorj Lömetr) 1927 yılında “Büyük Patlama Teorisi”ni ortaya koymuştur.

Bu teoriye göre evrenin bir başlangıcı vardır ve evren sürekli genişlemektedir. Evrenin genişlemesini, üzerinde gök adaları temsil eden sembollerin bulunduğu bir balona benzetebiliriz. Balon şiştikçe üzerindeki sembollerin birbirinden ayrılması gibi evren de genişlemekte ve gök adalar birbirinden uzaklaşmaktadır.

Nitekim ünlü astronom Edwin Hubble da 1929 yılında gök adaların birbirinden uzaklaştığını gözlemleyerek evrenin devamlı genişlemekte olduğu hipotezini desteklemiştir.

Hubble Uzay Teleskobu

Evrenin oluşumuyla ilgili araştırmalar hâlen devam etmekle beraber Büyük Patlama Teorisi günümüzde bilim insanlarının çoğu tarafından kabul görmektedir.

Büyük Patlama Teorisi’ne göre evren bundan yaklaşık 15 milyar yıl önce büyük bir patlamayla oluşmaya başladı. Büyük Patlama (Big Bang) adı verilen bu patlama sonrasındaki süreçte gökadalar, yıldızlar, gezegenler ve diğer gök cisimleri meydana geldi.

Büyük Patlama Teorisi bazı soruların cevaplarını henüz keşfedememiştir.Bunlardan en önemlisi patlayan şeyin ne olduğu ya da bu patlamaya neyin sebep olduğu henüz tam olarak açıklanamamaktadır. Bilim insanları günümüzde bu konuyla ilgili yeterli bilgiye hâlâ ulaşamamış olsalar da çalışmalarına devam etmektedirler. Böylece gelecekte evrenin nasıl oluştuğu ve nasıl yok olacağı ile ilgili bilgilere ulaşılabileceği düşünülmektedir.

Gök Cisimleri Nelerdir?

Uzay, yıldızlar, gezegenler ve meteorlarla doludur. Bunların her biri gök cismi olarak adlandırılır.

Yıldız

Yıldızların şekli genellikle küreseldir.Yıldızlar, uzaydaki “bulutsu” adı verilen gaz ve toz yığınlarının bir araya gelip sıkışmalarıyla meydana gelir.

Yıldızlar canlı olmadığı idia edilir ancak onlar da sanki canlılar gibi doğar, yaşar ve ölür. Ömrü sona eren dev yıldızlar, şiddetli bir patlama ile parçalanır; ortaya çıkan parçalar, uzay boşluğuna dağılır

Çevrelerine ısı ve ışık yayan yıldızların her biri farklı renklere sahiptir.

Yıldızların farklı renkte olmaları, bize onların sıcaklıkları hakkında bilgi verebilir.

Örneğin,

en sıcak yıldızlar ; mavi veya beyaz,

orta sıcaklıktaki yıldızlar ; sarı,

soğuk yıldızlar ise ; kırmızıdır.

Takım Yıldızı

Gökyüzüne Dünya’dan bakıldığında sergiledikleri görünüm sebebiyle bir arada bulunan yıldız grupları takımyıldızı olarak adlandırılır. Aşağıdaki resimde gördüğümüz yedi yıldız bir araya gelerek Büyükayı takımyıldızını oluşturmuştur. Bunun dışında Küçükayı, Ejderha, Çoban, Kuzey Tacı ve Orion (Avcı) diğer takımyıldızlarından bazılarıdır.

Takımyıldızlar çok farklı özelliklerde olmalarına karşın, bir kümeymiş gibi görünen yıldızlardan oluşur.Bunlar eski gökyüzü bilimcilerince hayalî çizgilerle birleştirilerek masalsı ve mitolojik adlar almıştır.

Kuyruklu Yıldız

Kuyruklu yıldızlar, adlarının aksine, birer yıldız değildir. Bu gök cisimlerinin yapısında donmuş hâlde buzlar, gazlar ve tozlar bulunur. Bu yüzden kirli kartopu olarak da adlandırılırlar. Kuyruklu yıldızlar, Güneş’in çevresindeki uzun ve geniş eliptik yörüngelerde dolanır. Güneş’e yaklaştıklarında içerdikleri buz bir miktar erir. Buzla karışmış toz ve taş parçaları serbest kalır. Serbest kalan gaz, su buharı ve ince tozlar güneş rüzgârıyla itilir. Böylece kuyruklu yıldızın kuyruk kısmı oluşur.

Not: Kuyruklu yıldızlar içinde en ünlüsü Halley kuyrukluyıldızıdır. Dünya’dan 76 yılda bir gözlemlenebilir. Dünya’dan en son izlenebilen kuyruklu yıldız 2002’de gözlenen Ikaye-Zhang (ikaye-Zeng) kuyruklu yıldızıdır.

Göktaşı Meteor

GÖK TAŞI: Göktaşı ya da Meteor, uzaydan Dünya yüzeyine düşen maddelerin genel adıdır. Dünya atmosferine ortalama olarak yılda birkaç bin göktaşı girer. Ancak bunların beş yüz kadarı buharlaşmadan yere gök taşı olarak düşer. Göktaşları, Dünya atmosferine saniyede 11-72 km arasında değişen bir hızla girerler. Sürtünmeden meydana gelen ısıdan dolayı büyük bir kısmı eriyerek toz parçacıkları halinde yeryüzüne inebilir. Büyük göktaşları atmosferde gözlenebilir.

Meteor bir göktaşı olmak zorunda değildir. Bir yıldız bir element bir gezegen olabilir. Meteor uzayda gezinirken bir gezegenin çekim kuvveti onu kendine
çekerek hızlandırır ve gezegene çarparak patlama oluşturur.

Göktaşı Nedir?

Uzayın, tümüyle parçalanmadan önce yeryüzüne erişen katı öğeleridir. Uzaydan yeryüzüne kadar ulaşan, en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün katı cisimlere Göktaşı (meteorit) denir.

Meteor Nedir?;

Göktaşlarının dünyanın atmosferi içindeki geçişleriyle oluşan ışıklı yada sesli olaylara meteor denir.

Güneş sisteminin gerçek katı cisimleri olan göktaşlarının, Sibirya’ ya düşen dev gök taşından (1908 yılının temmuz ayında 40.000 ton ağırlığında, dev bir göktaşı, Orta Sibirya’ da çapı 60 km’ den daha geniş bir alanı etkilemiş, yere düşmesiyle oluşan patlamaysa, 100 km’ den daha uzaklardan
duyulmuştur) yıldızlar arası çok küçük taneciklere kadar, son derece değişen boyutları vardır.

Göktaşları atmosferin üst kesimlerine her zaman çok büyük hızlarla, çoğunlukla saniyede 20-30 km hızla ulaşırlar.
Bu hız, göktaşının yüzeyini akkor hale getirebilecek bir sürtünmeye yol açar. Yüzeydeki atomlar böylece, buharlaşırlar ve çevrelerindeki hava moleküllerini iyonlaştırarak yaklaşık 150 km’lik bir yarıçap içinde göktaşını görünür kılan bir ışık yayınımına neden olurlar. Işığın atmosfer içindeki zayıflaması, göktaşının
iriliğine göre değişir. Hacmi bir topluiğne başını geçmeyen çok küçük göktaşları, gökyüzünde akanyıldız (kayan yıldız) biçiminde görünür ve yaklaşık 50 km’ lik yükseltide tümüyle buharlaşırlar. Yeryüzüne erişebilen daha büyük göktaşları, hacimleri yeterli büyüklükteyse, gökyüzünde hızla hareket eden ateş küresi biçiminde (bolit) görünürler. Bunlar, maddelerinin parçalanmasıyla kendi çevrelerine çoğunlukla kıvılcıma benzeyen parlak noktalar saçarlar. Gözlenmelerinden bazen dakikalarca sonra, boğuk gürlemeler duyulur; bu süre, sesin yayılması süresine denk düşer.

Özellikle, son derece az görülen çok büyük boyutlu göktaşları yeryüzünde, Ay’ dakine benzer kraterler açabilirler (bunlar Ay kıraterlerinide oluşturan türden gök taşlarıdır). Arizona’ daki “Meteor Crater” bu türün en güzel örneklerinden biridir; çapı 1.200 metreyi bulur, kenarları yer yüzeyinden dışarı doğru 40 metrelik bir çıkıntı yapar ve çanak biçimindeki sirkin tabanı aşağı doğru 130 metreye iner.

Bileşimleri bakımından Göktaşları üç sınıfta toplanırlar

1) Siderit : Başlıca maddesi demir (%93) ve Nikel’ den (%5) dir.

2) Siderolit : İçinde demir ve silikatlar eşit değerde bulunurlar.

3) Aeroit : Özellikle silikatlardan oluşmuştur.

Aerolitlerde kendi aralarında iki kümeye ayrılırlar : Küçük silikat kürecikleri içerip içermemelerine göre, Kondritler ve Kondrit olmayanlar. İncelenmiş olan göktaşlarının %6′ sı siderit, %92′ si ise aerolit’ tir.

Meteorlar, düştükleri yerlerde ciddi hasarlara yol açabilir, çukurlar oluşturabilir.

Oluşan çukurlara meteor çukuru denir. Ancak Dünya yüzeyi üzerindeki bir çukurdan söz ediliyorsa buna gök taşıçukuru adı verilir.

Arizona gök taşı çukuru

Ülkemizde de Doğubayazıt’ta35 m genişliğinde 60 m derinliğinde bir göktaşı çukurunun olduğunu biliyor muydunuz?

Gezegenler

Gök cisimlerinden bir diğeri de gezegenlerdir. Gezegenler yıldızlardan farklıdır. Çünkü yıldızlar kendileri birer ısı ve ışık kaynağı oldukları hâlde, gezegenler yıldızlardan aldıkları ışığı yansıtır. Gezegenler yıldızlardan daha soğuk ve daha küçüktür. Gezegenlerin Güneş çevresindeki hareketlerinden dolayı gökyüzünde bulundukları konumları zamanla değişir.

Yıldızlar bize çok uzak oldukları için geceleyin gökyüzünde yanıp sönen saçılmış yapıdaki ışıklarıyla küçük nokta kaynaklar halinde görünürler.

Gezegenlerin ışıkları, yanıp sönmeden sürekli (kesintisiz) olarak görünür.

Işık Yılı

iki gök cismi arasındaki uzaklığı kilometre ile ifade etmek bazen yetersiz kalır. Bunun yerine “ışık yılı” birimi kullanılır. Bir ışık yılı, ışığın boşlukta bir yılda aldığı uzaklıktır. Bir ışık yılı ortalama 9,46×1012 km olduğu tahmin edilmektedir. Işık yılı, uzaklık ölçüsü birimidir zaman birimi değildir. Güneş’e en yakın yıldız, 4,2 ışık yılı uzaklıktadır.
Güneş Sistemi ve Ötesi

Güneş Sistemi

Güneş ve etrafında belirli yörüngelerde dolanan gezegen, uydular, kuyruklu yıldızlardan oluşan gök cisimleri topluluğudur. Güneş ve onun çekim etkisi altında kalan sekiz gezegen ile onların bilinen 166 uydusu, beş cüce gezegen (Ceres, Plüton, Eris, Haumea, Makemake) ile onların bilinen altı uydusu ve milyarlarca küçük gök cisminden oluşur

Güneşe çıplak gözle bakmak göze zarar vermektedir.

Güneş Sisteminde toplamda bilinen 8 gezegen vardır. Bunlar Güneşe yakınlığına göre; Merkür Venüs Dünya Mars Jüpiter Satürn Uranüs Neptün dür.

Gezegenlerin güneşe olan uzaklıkları AB( Astronomi Birim) olarak ifade edilir.

1 AB: Güneş ile Dünya arasındaki uzaklığa eşittir. Yani 149,6 milyon km dir.

Karasal gezegenler; Merkür-Venüs-Dünya-Mars

Gazsal Gezegenler: Jüpiter-Satürn-Uranüs-Neptün

Merkür, Venüs, Dünya, Mars iç gezegen olarak bilinirken, diğerleri ise dış gezegen olarak bilinir. Gezegenlerin bazıları çıplak gözle görülebilir

Güneş Sistemi Gezegenlerinin Özellikleri

Merkür

Güneş`e en yakın gezegendir.
Güneş Sistemi`nin en küçük ikinci gezegenidir.
Yüzeyi yoğun bir biçimde kraterlidir.
Kendi etrafında çok yavaş döndüğünden, gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok fazladır.
Uydusu ve halkası yoktur.

Venüs

İlgili resim Güneşe en yakın ikinci gezegendir.
Güneş Sistemi`nin altıncı büyük gezegenidir.
satürn ile ilgili görsel sonucu Dünya ile yaklaşık aynı büyüklükte olduğundan Dünya`nın ikizi olarak adlandırılır.
Atmosferindeki yoğun karbondioksit yüzünden sera etkisi çok etkilidir.
Gökyüzünde çok güzel göründüğünden Aşk Tanrısı olarak da adlandırılır.
Uydusu ve halkası yoktur.

Dünya

İlgili resim Güneş`e en yakın üçüncü gezegendir.
uranüs ile ilgili görsel sonucu Güneş Sistemi`nin beşinci büyük gezegenidir.
Canlıların yaşadığı bilinen tek gezegendir.
Yüzeyinin üçte ikisi suyla kaplıdır. Ayrıca dağlar, denizler, vadiler ve aktif volkanlar bulunur.
1 tane uydusu vardır, halkası yoktur.

Mars

mars ile ilgili görsel sonucu
Güneşe uzaklığı bakımından dördüncü gezegendir.
Güneş Sisteminin üçüncü küçük gezegenidir.
neptün ile ilgili görsel sonucu
Kırmızı Gezegen adıyla da bilinir.
Yüzey şekilleri Dünya`dan teleskopla görülebilir.
2 tane uydusu vardır, halkası yoktur.

Jüpiter

jüpiter ile ilgili görsel sonucu
Güneşe uzaklığı bakımından beşinci gezegendir.
Güneş Sistemindeki en büyük gezegendir.
Geceleri açık havada teleskopla gözlene bilir.
Üzerinde hiç kara parçası yoktur ve çok sıcaktır.
Etrafında toz ve taş parçalarından oluşmuş ince, karanlık bir halka bulunmaktadır.
16 tane uydusu vardır. En büyük uydusu Ganimed`dir.

Satürn

Güneş`e uzaklığı bakımından altıncı gezegendir.
Güneş Sistemindeki en büyük ikinci gezegendir.
Gezegende sıcaklık, yaşamaya izin vermeyecek kadar düşüktür.
Etrafında gaz, buz ve kaya parçalarından oluşan halkalar bulunur.
17 tane uydusu vardır. En büyük uydusu Titan`dır.

Uranüs

Güneşe uzaklığı bakımından yedinci gezegendir.
Güneş Sistemindeki üçüncü büyük gezegendir.
Güneş çevresindeki yörüngesinde, yuvarlanan bir varil gibi yan yatmış olarak döner.
Zehirli gazlardan oluşmuş atmosferi, yaşam için kesinlikle uygun değildir.
5 tane uydusu, 11 tane halkası vardır.

Neptün

Güneş`e uzaklığı bakımından sekizinci gezegendir.
Güneş Sistemi`ndeki son dev gezegendir.
Açık yeşil renkte görülür.
Uranüs`ün ikizi gibidir.
8 tane uydusu vardır. Halkası yoktur. En büyük uydusu Triton`dur.
İlgili resim

Not: 24 Ağustos 2006 tarihinden önce plüton denilen gök cismide gezegen olarak biliniyordu ancak 24 Ağustos 2006 tarihinde uluslar arası Gökbilim Birliğinin (IAU) Prag`da yaptığı toplantıda plüton, gezegen sınıfından çıkarılarak “Cüce Gezegen” sınıfına alınmıştır.

Ay

Güneş sistemindeki gezegenlerden bazılarının etrafında dönen gök cisimleri vardır. Bu gök cisimlerine uydu adı verilir. Ay olarak adlandırılan bu gökcismide dunyanın uydusudur.
Dünya’nın uydusu olan Ay, Dünya üzerinden ay’a bakıldığında her gece farklı şekilde görünür. Bunun temel sebebi Dünya etrafındaki dönme hareketidir. Bu durum Ay’ın Evreleri olarak da bilinir.
Ay’ın her gece farklı şekilde görünmesinin sebebi.

Ay; kendi ekseni etrafında, Dünya’nın etrafında ve Dünya ile birlikte Güneş’in etraf›nda da dolanır. Ay’ın Dünya’nın etraf›ndaki bir turu yaklaşık 27,3 gün sürer. Bu süre Ay’ın aynı evrede tekrar görünmesi için geçen zamandan (29,5 gün) kısadır. Çünkü Ay Dünya’nın etrafında dolanırken Dünya da Güneş’in etrafındaki dönme hareketini sürdürür.

Ay, kendi ekseni etrafındaki dönüşü ile Dünya çevresindeki dönüşünü aynı sürede(27,3 gün) tamamlar. Bu yüzden Ay’›n Dünya’dan daima aynı yüzü görülmektedir.

Gök adalar

Ay, Dünya ve diğer gezegenler, Güneş ile diğer yıldızlar ve bulutsular gök ada adı verilen dev sistemlerin birer üyesidir. Astronomlar, uzayın derinliklerinde birbirinden çok uzakta olan, farklı boyut ve biçimlerde milyonlarca gök ada gözlemlemişlerdir.

Dünya’mızın içinde bulunduğu gök ada, Samanyolu gök adası (galaksisi) olarak bilinmektedir. Bu gök ada sarmal şekildedir. Merkezinden dışa doğru açılan sarmal kollar vardır. Güneş sistemimiz, bu kollardan “avcı kolu”nda bulunur. Dünya’mızın da içinde yer aldığı bu gök ada, en büyük gök adalardan biridir.

Andromeda Sombreo

Not: Gök adaların hareketi yavaştır. Bizim gök adamız kendi çevresindeki bir dönüşünü 230 milyon yılda tamamlar.

• Samanyolu gök adasını Kuzey Yarım Küre’den gözlemek için en uygun aylar, temmuz, ağustos ve eylüldür.

Not-2: Gök adaların da içinde yer aldığı gök cisimlerinin tümü, aralarındaki boşluklarla birlikte evreni temsil etmektedir. Dünya dışındaki evren parçası da uzay olarak adlandırılır.

Güneş Sistemi ve Ötesi

İlginizi Çekebilecek Konular

Güncel Yazılı Soruları

Lgs Puan Hesaplama MEB (2019-2020)

LGS Deneme Sınavı PDF İndir

2020 YKS (TYT-AYT) Konuları ve Soru Dağılımları (ÖSYM)

TYT Deneme Sınavları PDF İndir (2019)

AYT Deneme Sınavları PDF İndir

Töder Türkiye Geneli (TYT-AYT) Denemeleri PDF

Lgs Puan Hesaplama MEB

Takdir Teşekkür Hesaplama

TYT Konuları ve Soru Dağılımları

AYT Konuları ve Soru Dağılımları

9-10-11. Sınıflar Bursluluk Sınavı Soruları 2019

İLGİLİ YAZILAR

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü

Ana Başlıklar;Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü’nün AmacıÇocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümünde Okutulan DerslerÇocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü için Gereken NiteliklerMezunların Kazandıkları Unvan ve Yaptıkları İşlerÇocuk