Göstermeye Bağlı Edebi Metinler (Tiyatro)

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on email
Göstermeye Bağlı Edebi Metinler

Göstermeye Bağlı Edebi Metinler (Tiyatro)

İslamiyet öncesi dönemde halk içinde kutsal törenlerde veya eğlence tarzı etkinliklerde sergilenen oyunlar İslam etkisinden sonra biçim değiştirerek de olsa halk içinde devam etti. Yüksek zümre arasında kimi dinsel yorumlardan dolayı tiyatro etkinlikleri uygun görülmemiştir. Ancak halk arasında eğlence amaçlı kimi etkinlikler yapılmıştır . Sözlü Edebiyat geleneğinde gelişen ve Türk halk tiyatrosu olarak adlandırılan göstermeye bağlı türler vardır. Bu türlere Türk halk tiyatrosu denir. Türk halkının yüzyıllar boyunca çeşitli törenler, şenlikler ve kutlamalarda ortaya koyduğu seyirlik oyunların tamamı “Türk Halk Tiyatrosu’nu oluşturur. Bunlar karagöz, meddah, orta oyunu ve köy seyirlik oyunlarıdır.

Geleneksel seyirlik oyunlarının hemen hepsinin çıkış noktası komedidir. Bu tiyatrolar daha çok taklit, güldürü, dans ve söz hünerine dayanır. Eğiticilik yönü de olmakla beraber, eğlendiricilik yanı ağır basar. Türk halkının yaşayış biçimini ve kültürünü yansıtan bu oyunlar, zaman ve çevre faktörüne bağlı olarak biçim ve öz bakımından değişikliklere uğramasına rağmen günümüze kadar gelmiştir. Batı tarzındaki tiyatro türü yaygınlaşıncaya kadar Türk halkının seyirlik oyun ihtiyacını halk tiyatrosu karşılamıştır. 20. yüzyılın sonlarına doğru unutulmaya yüz tutan halk tiyatrosu, bu alanda faaliyet gösteren az sayıda sanatçı tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Karagöz

Deriden kesilen ve tasvir adı verilen birtakım şekillerin, arkadan ışık yardımıyla beyaz bir perde üzerine yansıtılmasına dayanan bir gölge oyunudur.

Karagöz oyununda sahne, seyirciye göre arkasından aydınlatılmış beyaz bir perdeden ibarettir. Oyun, deve derisinden yapılmış ve her biri belli bir tipi canlandıran renkli figürleri perdeye yansıtmak ve hareket ettirmek suretiyle oynanır. Karagöz ile Hacivat, gölge oyununun en önemli tipleridir. Oyun, yazılı bir metne dayanmaz, doğaçlama olarak gelişir.

Oyunda ayrıca zenne (kadın rolündeki erkek oyuncu), Tiryaki (Laf ebesi), Bebe Ruhi (cüce, aynı zamanda ahmak), Çelebi (genç bir mirasyedi), Laz (kayıkçı, kalaycı), Efe (zorba), Kayserili (pastırmacı), Acem (zengin tüccar), Matiz (sarhoş), Arap (köle) gibi kişiler de vardır.

Karagöz oyunu mukaddime (giriş), muhavere (söyleşme), fasıl (oyun) ve bitiş olmak üzere dört bölümden meydana gelir:

⇒ Mukaddime (giriş): Metinde, Hacivat’la Karagöz’ün çatışmasına kadar olan kısım giriş bölümüdür. Perde aydınlatıldıktan sonra Hacivat müzik eşliğinde bir semai okur. Semai bitince “Of, hay Hak!” diyerek, perde gazeli denen bir şiir okur. Sonra Karagöz’ü perdeye davet eden sözler söyler. Karagöz, Hacivat’ın çıkardığı gürültüye kızar perdeye gelir, kavga ederler.

⇒ Muhavere: Metinde, Hacivat’ın “Vay Karagöz’üm, benim iki gözüm merhaba.” sözü ile başlayıp parçanın sonuna kadar devam eden kısım oyunun muhavere (karşılıklı konuşma) adı verilen ikinci bölümüdür.

⇒  Fasıl: Oyunun perdeye aksettirilen asıl bölümüdür. Bu bölümde çeşitli tipler oyuna katılır. Bunlar genellikle kendi ağız (şive) özellikleriyle Karagöz’le konuşturulur. Konuşmalara bazen Hacivat da karışır. Konuşmalarda komiklik ağır basar. Olaylar bir yerde düğümlenir. Sonunda başka bir tipin (efe, külhanbeyi, sarhoş vb.) perdeye gelmesiyle düğüm çözülür.

⇒ Bitiş: Bu bölümde tekrar Hacivat’la Karagöz’ün konuşmaları olur. Konuşma kavgaya dönüşür. Hacivat:

“Yıktın perdeyi eyledin virân
Varayım sahibine haber vereyim hemân”

diyerek perdeyi terk eder. Karagöz de: “Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola.” diyerek oyunu bitirir.

Meddah

Meddah, tek kişi ile oynanan bir oyundur. Oyunu canlandıran kişiye meddah denir. Aslında meddah, topluluk karşısında halk hikâyeleri anlatan kişidir. Bu kişi, hikâyedeki kişilerin seslerini, hareketlerini taklit ederek canlandırdığı için bir tür oyuncu sayılır. Meddah, halk hikâyeleri anlatır, çeşitli taklitler yapar, böylece seyirciyi eğlendirir. Meddah oyunu da yazılı bir metne bağlı olarak oynanmaz. Oyun, meddahın doğaçlama yeteneğiyle gelişir.

 

Meddah, olayları temsil ederken, seyircilerin rahatça görebileceği yüksek bir yere oturur. Bir eline mendil (makreme), bir eline de sopa (değnek) alır. Mendili değişik tipteki kişilerin kıyafetini göstermek ve ağzını kapatarak seslerini taklit etmek, değişik başlıklar yapmak için kullanır. Sopadan da oyunu başlatmak, seyirciyi susturmak, değişik sesler çıkarmak ve saz, süpürge, tüfek, at gibi varlıkları canlandırmak için yararlanır.

 

Meddah oyunu, genellikle kahvehane, meydan gibi halkın topluca bulunduğu yerlerde oynanırdı. Her kesimden insan bu oyuna ilgi gösterirdi. Saray halkını eğlendirmek için görevlendirilen meddahlar da vardır.

 

Meddah, çeşitli kişisel ilişkilerin “taklit” yoluyla canlandırılması, senaryoların orada bulunan seyirciye göre, doğaçlama olarak geliştirilmesi açısından hikâyecilerden ayrılarak bir oyuncu kimliği kazanır.

 

Orta Oyunu

Geleneksel Türk tiyatrosunun birçok bakımdan karagöze benzeyen ama canlı oyuncularla oynayan bir türü de orta oyunudur. Seyircilerin çevrelediği boş, meydanlık bir alanda oynandığı için bu ismi almıştır.

 

Orta oyunu kesin biçimini ve orta oyunu adını 19. yüzyılda almıştır. Orta oyununun da yazılı bir metni yoktur.
Ana çizgileri bilinen bir konu ele alınarak oyuncuların doğaçlama, yani tuluat yoluyla geliştirdikleri olaylar dizisi, oyun kişileriyle sahneye getirilir.

 

Orta oyununda Karagöz’ün karşılığı Kavuklu, Hacivat’ın karşılığı ise Pişekâr’dır. Öbür oyun kişileri, gölge oyunundaki kişilerle büyük benzerlik gösteren kalıplaşmış tiplerdir. Orta oyunu da dört bölümden oluşur.
Ama burada perde gazeli yerine Pişekâr’ın seyirciyi selamlaması ve zurnacıyla konuşarak oyunu açması, muhavere bölümünde ise Pişekâr ile Kavuklu’nun tanışma konuşmaları ve Kavuklu’nun sonunda rüya olduğu anlaşılan bir olayı anlatması (tekerleme) gibi özellikler orta oyununun Karagöz’den ayrıldığı bazı yönlerdir.

 

Orta oyunu, Karagözde olduğu gibi dört bölümden oluşur. Bu bölümler giriş, tekerleme, fasıl ve bitiş şeklinde sıralanır.
⇒ Giriş (öndeyiş): Bu bölümde, Pişekâr müzik eşliğinde ortaya çıkar ve oyuncuları selâmlar. Oynanacak oyunu takdim eder ve oyunu başlatır.
⇒ Söyleşme (tekerleme): Önce Pişekâr ile Kavuklu arasında kısa birer konuşma olur. Sonra olmayacak şeyler gerçekmiş gibi anlatılır. Buna tekerleme adı verilir.
⇒ Fasıl: Asıl oyunun ortaya konduğu bölümdür. Bu bölümde Pişekâr ve Kavuklu’dan başka Laz, Ermeni, Arnavut, Rum, Fransız gibi tipler kendi şiveleriyle konuşturulur. Bunların konuşmaları ve kıyafetleri komedi unsuru oluşturur.
⇒ Bitiş: Pişekâr, Kavuklu ile kısa bir konuşma daha yapar. Sonra oyunun bittiğini ilan eder. Seyircilerden “Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola.” diyerek özür diler. Bir sonraki oyunun adını ve yerini bildirir.

 

Köy Seyirlik Oyunu

Köy seyirlik oyunları çağlar boyu süren halk tiyatrosu geleneğinin günümüze gelen mirasıdır. Bu oyunlar tarih boyunca göçlerden, çeşitli kültürlerden ve birikimlerden etkilenmiştir. İslamiyet öncesi Türk kültüründe bugünkü İslamiyet ve Anadolu kültürünün etkisini görüyoruz. Bu oyunlar zaman boyutunda beslenerek bugünkü şeklini almıştır. Oynandığı toplumun kültür düzeyine, zaman ve geleneğe bağlı olarak şekillenir.

Seyirlik oyunları iki ana gruba ayırabiliriz.
⇒ Ritüel nitelikli oyunlar: Belirli bir takvimi olan işlevsel oyunlar. Ritüel kökenli oyunlarda şenlik, büyü, bolluk ve bereket motifleri iç içedir. Taklit, eylem ve toplu katılma doğaya karşı korunmadır. Bu tür oyunlar eski yeni, iyi-kötü, bolluk-kıtlık, yaz-kış ak-kara, güçlü-zayıf gibi çatışmalar üzerine kurulur.
⇒ Eğlence amaçlı oyunlar: Evlenme törenlerinde ve çeşitli toplantılarda eğlence amacıyla oynanan oyunlar. Eğlence amaçlı oyunlarda topluluğu eğlendirmek amacı güdülür. Oyunlarda toplumun eksik yönleri ele alınır, bozuk kişilikler alaya alınır. Kelime oyunlarından yola çıkılarak espriler yaratılır. Ahlaki bir sonuca varma aranır.

 

Köy tiyatrosu, Karagöz ve orta oyunundan daha eskiye dayanır. Köylülerin uzun kış aylarında düğünlerde bayramlarda eğlenmek ve vakit geçirmek için düzenledikleri basit, temsili oyunlardır. Köy seyirlik oyunları sözlü geleneğe bağlıdır ve anonimdir.

 

Oyunun içeriği ve yapısı yörelere göre farklılık gösterebilir. Oyun, köyde gençler ve orta yaşlılar tarafından canlandırılır. Çocuklardan ihtiyarlara kadar her yaştan köylüler de bu oyunların seyircileridir.

 

Oyunlarda gerekli görülürse çok basit bir dekor fikrini veren malzemelerden, duruma göre basit kostümlerden ve makyajdan da yararlanılır.

 

Oyunlar kapalı veya açık yerlerde oynanır. Canlandırılan olayın konusu genellikle köy yaşamıyla ilgili bolluk, yoksulluk, kıskançlık ve sevgidir. Oyunun içeriği ve yapısı yörelere göre farklılık gösterebilir.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İLGİLİ YAZILAR

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı
Araştırma
Editör

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022

Ana Başlıklar;9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022Kurs Planları Nasıl Hazırlanırİlginizi Çekebilecek Konuları 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı