Türk Dili ve Edebiyatı

Edebi Dönemlerin Zihniyetle İlişkisi

Edebi Dönemlerin Zihniyetle İlişkisi

Bir dönemdeki sosyal, siyasi, adli, askeri, dinî güçlerin, sivil toplum örgütlerinin, ticari hayatın, eğitim etkinliklerinin birlikte oluşturduğu ve bunların hiçbirine indirgenemeyen duygu, anlayış ve zevk bütününe “zihniyet” denir.

Genellikle çadırlarda yaşayan eski Türkler gerek kendi aralarında gerekse komşularıyla sürekli mücadele ederdi. Bu yaşama tarzına uygun olarak sözlü bir edebiyat oluşturmuşlardı. Bu dönem edebiyatının hâkim zihniyeti “kavmî özellikler” di. Bunun sonucu olarak da sözlü dönemde “koşuk, sagu, sav, destan” gibi türler ortaya çıkmıştır.

Türkler İslamiyet’e girince edebiyattaki hâkim zihniyet “din eksenli İslam medeniyeti” oldu. Türkler İslamiyet’in etkisinde geliştirdikleri bu edebî dönemde Arap ve Fars (iran) edebiyatında görülen “gazel, kaside, mesnevi, rubai” gibi türleri kullanmaya başladılar.

Batı edebiyatının etkisiyle oluşan dönemde ise hâkim zihniyet olarak “akıl ve bireyin dünya ile ilişkisi” Öne çıktı. Edebiyata “vatan, özgürlük, hak, adalet, kanun” gibi kavramlar girdi. “Roman, deneme, eleştiri, makale, tiyatro” gibi türler Batı’dan alınarak kullanılmaya başlandı.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu