Divan Şiiri Nedir? / Divan Şiiri Özellikleri / Divan Şiiri Nazım Biçimleri

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on email
Divan Şiiri Özellikleri

Divan Şiiri Nedir? / Divan Şiiri Özellikleri / Divan Şiiri Nazım Biçimleri

Klasik Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın” rel=”noopener” target=”_blank”>edebiyat, yüksek zümre edebiyatı olarak da bilinen bu edebiyat kolu, Türklerin, 13. ve 19, yüzyıllar arasında İslam kültürünün etkisiyle, geniş ölçüde Arap ve Fars edebiyatının etkisiyle oluşturdukları yazılı edebiyat koludur. Divan edebiyatı Arap ve İran edebiyatının etkisiyle oluşsa da tümüyle Anadolu’ya, Türklere özgüdür. Şairlerin, şiirlerini “divan” adı verilen yazmalarda bir araya getirmelerinden dolayı bu edebiyat koluna “Divan Edebiyatı” denmiştir. Divan şairleri, Arap ve İran edebiyatından aldıkları nazım biçimlerini kendi duyuş ve düşünüşlerine göre kullanmışlardır.

Divan edebiyatı, Türklerin İslam dinini kabul etmelerinden sonra oluşmuş bir edebiyattır. Bundan dolayı din, Allah, peygamber, tasavvuf vb. konular bu edebiyatta önemli bir yer tutar. Divan şairleri, çoğunlukla medrese kültürüyle yetişmiştir. Divan şairlerinin işlediği en önemli konuların başında aşk gelir. Şiirlerde çoğunlukla “Allah aşkı, peygamber aşkı” işlenmiştir. Divan şiirinde bir kişiye duyulan ve mecazi aşk olarak nitelenen aşk da ele alınır. Ancak mecazi aşk da çoğunlukla Allah aşkına (ilahi aşk) dönüşür.

Divan edebiyatında şiire, düzyazıdan daha çok önem verilmiştir. Ancak bu, Divan edebiyatında nesir olmadığı anlamına gelmemelidir. Çünkü Divan edebiyatında nesir alanında da eserler verilmiştir.

 

Divan Şiirinin Genel Özellikleri

⇒ Nazım birimi genellikle beyittir.

⇒ Aruz vezni kullanılmıştır.

⇒ Çoğunlukla İran ve Arap edebiyatından alınan nazım biçimleri kullanılmıştır.

⇒ Süslü, sanatlı bir söyleyiş kullanılmıştır.

⇒ Arapça ve Farsça tamlamalarla yüklü ağır bir dil kullanılmıştır.

⇒ Kafiyeye önem verilmiş, “göz için kafiye” anlayışı benimsenmiştir. Bu, Arapçada bir sesin farklı harflerle karşılanmasıyla ilgilidir. Örneğin “s” ünsüzü, Arapçada üç harfle karşılanmıştır. Buna göre kafiyenin aynı türden “s” harfiyle karşılanması gerekir.

⇒ Genellikle tam ve zengin kafiye kullanılmıştır.

⇒  Şiirlerin belli bir adı yoktur, şiirler nazım biçimleriyle bilinir.

⇒ “Gazel, kaside, mesnevi, rubai” gibi Arap ve İran edebiyatından alınan nazım biçimleri kullanılmıştır.

⇒  Şiirin son beytinde genellikle şairin adı ya da mahlası geçer.

⇒  Biçim güzelliği esas alınır. Ayrıca şiirde bütün güzelliğine değil, parça güzelliğine önem verilir.

⇒ Söyleyişi güzelleştirmek için söz sanatlarına sıkça başvurulur.

⇒  Genellikle yaşamdan kopuk, soyut konular işlenir. Konular genellikle gerçek hayattan uzaktır. Aşk, sevgili, ölüm, ıstırap, şarap, övgü ve din gibi konular en çok işlenen konulardır.

⇒  Duygu ve düşünceler kalıplaşmış mazmunlarla (semboller) anlatılır. Sevgilinin güzelliğini anlatmak için kullanılan semboller aynıdır. Örneğin boy, “servi”; kaş, “keman”; ağız “nokta” ile anlatılır. Şairler arasındaki fark, söyleyiştedir.

 

Divan Şiirinde Dil ve Üslup

Türkler İslam dinini kabul ettikten sonra, kültür dilleri değişime uğradı. Çünkü inandıkları dinin kutsal kitabı Kuran, Arapçaydı Öte yandan, Anadolu’da kurulan Türk devletleri, resmi yazışma dili olarak Arapça ve Farsçayı kullanıyordu. Bu durum, kültür dilinin, dolayısıyla edebiyat dilinin değişmesine sebep oldu. Özellikle saray çevresindeki şairler ve yazarlar, yapıtlarını Arapça ve Farsça yazmaya başladılar.

Bütün bunların sonucu olarak Arapça ve Farsça sözcükler zamanla Türkçeye yerleşmeye başladı ve adına Osmanlıca dediğimiz Türkçe ortaya çıktı. Bu Türkçe, divan edebiyatının dili oldu.

Divan şiirinde sözcüklere ve sözcüklerin kullanımına çok büyük önem veriliyordu. Sanatçılar, her sözcüğü anlamına uygun ve yerli yerinde kullanmaya özen gösteriyordu. Divan şiirinde konudan çok, konunun işleniş biçimi önemlidir. Şairlerin en büyük hedefi, daha önce söylenen şeyleri en güzel şekliyle yeniden söyleyebilmektir. Sonuç olarak divan şiirinde süslü, sanatlı bir üslup, Arapça ve Farsçanın etkisinde kalan ağır bir dil kullanılmıştır.

 

Divan Şiirinde Söz Sanatları

Divan şairinin iyi bir şair sayılabilmesi için dilin inceliklerini bilmesi gerekirdi. Dilin inceliklerini bildiğini göstermenin de en iyi yolu, söz sanatlarını ustalıkla kullanmaktan geçerdi. Şairin söz sanatlarındaki ustalığı, şiirinin değerini artırırdı. Bu nedenle şairler, ustalıklarını sergileyebilmek için önceden belirlenmiş kurallara sıkı sıkıya uyarlar, imge ve mazmunları seçerken geleneğin dışına çıkmamaya çalışırlardı. Geleneğin dışına çıkmadan; teşbih, istiare, telmih, hüsn-i talil, kinaye, leff ü neşr, tecahül-i arif, mecaz-1 mürsel, mecaz, teşhis ve intak gibi söz ve anlatım sanatlarını kullanarak özgün şiirler oluşturmaya çalışırlardı.

Kısaca divan şiirinde sanatlar bir amaç alarak görülmüş ve bu şiirinin en renkli yanını oluşturmuştur.

 

Divan Şiirinde Mazmun

Divan şiirinde bütün varlıklar daha çok, idealize edilerek kullanılır. Yani bütün varlıklar aynı şekildedir ve mutlak güzelliğe sahiptir. Varlıklar aynı şekilde, aynı şeylere benzetilerek anlatılmıştır.

Örneğin servi ağacı ve elif, sevgilinin boyunu anlatır. Aynı şekilde gonca, mim, nokta, hokka sevgilinin ağzını; ahu, badem, nergis sevgilinin gözünü; ok, kılıç, temren sevgilinin kirpiğini; keman, yay sevgilinin kaşını temsil eder. Bu benzetmeler divan şiirinde kalıplaşmış mazmunların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Kendisini sürekli acı çeken bir âşık olarak anlatan divan şairi, sevgilisini ay gibi yuvarlak yüzlü bir güzel olarak betimler. Sevgili hem ay, hem de güneştir. Divan şiirinde kullanılan benzetmelerde sevgilinin boyu mızrak gibi uzun ve düz, saçları sümbül, yanakları lale ya da gül, gözleri nergis, kaşları yay, kirpikleri ok, dişleri inci, çene çukuru kuyudur. Sevgilinin beli kıldan incedir, dudağı ölümsüzlük suyu (ab-ı hayat) gibidir. Böyle betimlenen sevgilinin âşığının (yani şairin) göz- yaşı Nil ya da Fırat ırmakları gibi akar. Aşığın bir yandan rakibi, bir yandan da acı çektiren sevgilisi vardır ve bu nedenle başı beladan hiç kurtulmaz.

Divan şiirinde bütün şairlerin kullandığı bu tür benzetmelere “mazmun” denir. Bütün sanatçılar mazmunlar dikkatle kullanmaya çalışır ve mazmunları yerli yerinde ve başarılı biçimde kullananlar iyi şair sayılır. “Çıhma yârim giceler ağyar ta’nından sakın / Sen meh-i evc-i melâhatsin bu noksândır sana” (sevgilim, geceleri dışarı çıkma, yabancıların ayıplarından sakın. Sen güzellik göğünün en yüksek yerindeki dolunaysın, gece çıkmak sana kusur sayılır.)

Fuzuli’nin bu beyitinde sevgili, güzelliğin doruğundaki aya benzetiliyor. Ayın en güzel hâli dolunaydır. Dolunay, güneşin batmasından önce doğar. Dolunayın gece yarısı çıkması ay tutulmasıyla olabilir. Ay tutulduğunda noksandır, kusurludur, güzelliğini kaybeder. Fuzuli, bu beyitinde “noksan” ve “ta’n” sözcükleriyle bir ay tutulması mazmunu yapıyor.

 

Divan Şiirinin Kaynağı

Divan şiirinin yararlandığı kaynakları şu şekilde sıralayabiliriz. İslamiyet’in ana kaynağı olan Kuran-ı Kerim âyetleri ve kıssaları; Hz. Peygamberin sözlerinden ver hareketlerinden oluşan Hadis-i Nebevi (sünnet); meshur birçok velinin hayatı, keramet ve nasihatlerinden oluşan menakıb-ı evliya; peygamber hikâyelerinden oluşan kısas-ı enbiya; âşık, mâşuk, naz, cezbe, vefa, insan-ı kamil, tecelli gibi tasavvufi kavramların dayandığı tasavvuf; Türkçeye birçok kez çevrilen Şehname divan şiirinin kaynakları arasındadır.

Divan şairleri ayrıca kendi devirleri, çevreleri, âdet, ahlak ve hayat anlayışları, tarihi olayların sebep ve sonuçları gibi yerli malzemeleri de kullanmışlardır.

 

Divan Şiirinde Yapı ve Ahenk Unsurları

Divan şairleri şiirlerini daha çok, Arap ve Fars edebiyatından alınan ve kuralları önceden belirlenmiş gazel, kaside, mesnevi, rubai gibi ortak nazım şekillerine uyarak yazmışlardır. Bunun yanında az da olsa şarkı, tuyuğ gibi yerli nazım biçimleri de oluşturmuşlardır.

Divan şiiri, kurallarını Arap ve İran edebiyatından alan aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Bunun yanında Nedim ve Şeyh Galip gibi bazı şairlerin hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerine de rastlamak mümkündür.

Aruz ölçüsünde açık ve kapalı heceler çeşitli kalıplarda, kendilerine özgü bir düzen içinde sıralanır. Şairler eserlerini yazarken seçtikleri kalıba mutlaka uymak zorundadır.

Tek satırdan oluşan dize ya da mısra, genelde şiirin en küçük birimidir. Divan şiirinde ise en küçük birim beyitten, yani iki mısradan oluşur. Sözcük olarak beyit “ev” anlamına gelir. Mısra ise, çift kanatlı bir kapının kanatlarından her birine verilen addır.

Divan şiirinde, bütün güzelliğine değil, parça (beyit) güzelliğine önem verilmiştir. Yani şiirin her beyiti ortak bir tema etrafında birleşerek bir bütün oluşturmaz. Anlam aynı beyitte başlar ve biter.

Divan şiirinde ritim ve ahenge çok önem verilmiştir. Bunun için her türlü ses benzerliğinden yararlanılmış, göz için kafiye anlayışı benimsenmiş, daha çok redif, tam ve zengin kafiyeden yararlanılmıştır.

Fuzuli’nin, “Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölürsem dûstlar” dizesinde “s” seslerinin tekrarıyla oluşturduğu ahengi görüyoruz.

Diğer Başlıklar

Divan Edebiyatı Öğretici Metin Eserleri
Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İLGİLİ YAZILAR

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı
Araştırma
Editör

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022

Ana Başlıklar;9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı 2021-2022Kurs Planları Nasıl Hazırlanırİlginizi Çekebilecek Konuları 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı DYK Kurs Planı